Haber Merkezi - DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, PKK’lilerin dağdan inmesini sağlayacak olan çerçeve yasa tasarısına ilişkin, “Önümüzdeki, pazartesiyle başlayacak hafta artık yasa tartışmalarının bu boşlukta ve spekülasyon düzeyinde yürümesinin sona erdiği bir evre olacaktır” dedi.
Aynı zamanda Urfa Milletvekili olan Mithat Sancar, Diyarbakır’da düzenlenen "Türkiye'de Toplumsal Barış Süreçleri ve Dünya Örnekleri" konferansında yaptığı konuşmada yasa tasarısının hızla, bu yasama dönemi bitmeden Meclis'ten geçmesi gerektiğini söyledi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi ile Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu, "Türkiye'de Toplumsal Barış Süreci ve Dünya Örnekleri: Zorluklar, İmkanlar, Beklentiler ve Sonuçlar Konferansı” düzenledi.
ANKA’nın aktardığına göre Mithat Sancar, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, süreçte yaşanan gelişmeler ve çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmede bulundu. Sancar özetle şunları söyledi:
“Bu sadece çatışmayı bitirmekle sınırlı bir çağrı değildir”
“Silah bırakma, örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakma kararı alması sürecin başına yerleştirilmiştir. Sürecin başına yerleştirilmesini çok çeşitli kavramlarla ifade etmek mümkün ama şöyle de diyebiliriz: Çözüm yaratarak çatışmayı bitirmek mi ilk adım olacak, çatışmayı bitirerek çözümün yollarını açmak mı? 27 Şubat çağrısındaki bu belirttiğim vurgu, doğrudan çatışmayı bitirerek çözümün yolunu açma esasını öne çıkarıyor. Ancak bu sadece çatışmayı bitirmekle sınırlı bir çağrı değildir, bunu da biliyoruz. Çağrının başlığı da esasen bize bu konuda yeterince fikir veriyor. Barış ve demokratik toplum özellikle vurgulanıyor. Yine de silah bırakma aşamasının öne alınması, diğer süreçlerden bir önemli ayrışma yaratıyor. Belki de kafa karışıklığının nedenleri arasında yer alıyor. Silah bırakılınca ya da silah bırakma kararı alınınca yol nasıl ilerleyecek sorusu haklı olarak pek çok zihinde yer alıyor.
“Peki bu silahlı çatışmayı doğuran esas sebepler nasıl çözülecek?”
“Şimdi silah bırakılacak, peki bu silahlı çatışmayı doğuran esas sebepler nasıl çözülecek. Hangi yöntemlerle bunlar ele alınacak sorusu zaten giderek daha güçlü bir şekilde karşımıza çıkıyor. Ve şu anda da yine bu noktada bir güçlü tartışma ve güvensizlik diyebileceğimiz duygu dalgası yaşanıyor. Sürecin mantığını biraz daha açmak gerekirse şunu söylemek lazım. Evet, şiddetten çözüme doğru, şiddetin sonlandırılmasından şiddeti yaratan sorunu çözmeye doğru bir yol açılması söz konusu. Bu sürecin diğer örneklerden ayrışması bu noktaya kadar çok daha belirgin. Silah bırakılacak ama nasıl? Çatışma sonlandırılacak ama hangi yöntemlerle? Peki çatışmayı bitirdikten sonra çözüme giden yollar nasıl açılacak? Şimdi bu sorularla asıl yüz yüzeyiz. Ama belki de bütün bunları daha kapsamlı tartışabilmemiz için bir politik kavşağa gelmiş bulunuyoruz. O da şiddetten siyasete, çatışmadan hukuka geçişin gerçekleşmesi.
“Yasa öncelikle silahsızlanmaya ve entegrasyona ilişkin olacak”
Çıkarılması beklenen yasa öncelikle silahsızlanmaya ve entegrasyona ilişkin olacak. Bu artık zaten büyük ölçüde açıklığa kavuşmuş durumda. Meclis raporunda da öncelik buna veriliyor. Beklediğimiz yasa gerçek anlamda bir silahsızlanmayı sağlayacak nitelikte olacak. Yani kapsayıcı, bütünlüklü bir nitelik taşımalı.
“Siyaset yapabilmeliler”
Orada bir siyasi hedefleri var, bir siyasi programları var. Gelişmiş bir siyasi örgütlenmeleri de var. Dolayısıyla silahı bıraktığında siyasi hedeflerini, programlarını da bir kenara bırakacaklarını düşünmek işin doğasına aykırı. O halde burada bir yönelim değişikliği söz konusudur. Bundan sonra siyasi hedeflerine, siyasi amaçlarına demokratik siyaset yoluyla ulaşmak için silah bırakmaları gerekir. Bu nedenle kendilerinin demokratik siyasette özgür ve serbest bir şekilde faaliyet yürütmelerinin imkanları ve temelleri mutlaka bu silahsızlanma ile ilgili yasal düzenlemelerin bir ayrılmaz parçası olmalıdır.
Bu sürecin başlangıcında jeopolitik yeni gelişmelerin önemli bir rolü olduğunu herkes teslim ediyor... Türkiye'de Kürt sorununu çözmeye yönelen bir barış süreci hem Kürtler için hem Türkler için hem bölgedeki bütün halklar için çok önemli bir fırsat, imkan ve şanstır. Belki de tarihin bu döneminde yakalanmış en değerli fırsattır. Bu fırsatı heba edenin vebali de çok ağır olur.”
“Yani yasa meselesi, hukuk meselesi somut olarak önümüze gelmeli”
Sancar, çerçeve yasanın bu yasama dönemi bitmeden Meclis’ten geçirilmesi gerektiğini kaydederek, “Çok zor olduğunu biliyoruz. Hiçbir şeyin yüzde yüz güvencesi olmadığını da bilecek tecrübelere sahibiz. Ama umutsuzluğa lüksümüzün olmadığını da söyleme sorumluluğunun altındayız. Onu da mutlaka dikkate alacağınızı düşünüyorum. Mesajımız bütün Türkiye'ye, cesaret umutsuzluğun yokluğu ya da karşıtı değildir. Önümüzdeki, pazartesiyle başlayacak hafta artık yasa tartışmalarının bu boşlukta ve spekülasyon düzeyinde yürümesinin sona erdiği bir evre olacaktır. Yani yasa meselesi, hukuk meselesi somut olarak önümüze gelmeli ve hızla bu yasama dönemi bitmeden Meclis'ten geçmelidir. Eğer burada yine bir gecikme ya da bir uzama olursa iki risk, biri jeopolitik riskler, jeostratejik; diğeri de psikolojik, politik psikoloji. İnanç düşüyor, güven düşüyor. Özellikle burada Diyarbakır'da, başka şehirlerde karşılaştığımız önemli duygulardan biri bu. Bu gecikme uzadıkça riskler artıyor. Bu da çok önemli elbette. Ama inanç ve güven azalıyor” şeklinde konuştu.

