Haber Merkezi - Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, barış sürecinin geri dönülemez bir eşiği aştığını belirterek, Abdullah Öcalan ile yürütülen diyaloğun sabotajlara kurban edilmemesi durumunda çok daha ileri aşamalara ulaşabileceğini söyledi. Uçum ayrıca, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Irak ziyaretini "savaş hazırlığı" olarak nitelendiren PKK yönetimine de yanıt verdi.
Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı (AA) için kaleme aldığı analiz yazısında, Türkiye’nin içinden geçtiği "geçiş sürecine" dair devletin yol haritasını ve kırmızı çizgilerini detaylandırdı.
Uçum, sürecin hukuki, siyasi ve bölgesel boyutlarını değerlendirirken PKK ve İmralı ile yürütülen temaslara dair mesajlar paylaştı.
"Barışı savaşla ilişkilendirmek sabotajdır"
Mehmet Uçum, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ın Irak ve Kürdistan Bölgesi’ne gerçekleştirdiği ziyaretlere yönelik PKK kanadından gelen iddialara tepki gösterdi.
Bu açıklamaları "provokatif bir hamle" olarak nitelendiren Uçum, şu ifadeleri kullandı:
"MİT Başkanı Sayın İbrahim Kalın’ın Irak seyahatine karşı münfesih terör örgütünün bazı unsurlarınca yapılan ve son derece gerçek dışı iddialara dayanan açıklamalar, tam bir provokatif hamledir. Anılan seyahat, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine katkı için yapılmıştır. Barış için yapılan bir seyahati savaşla ilişkilendirmek asla kabul edilemez. Süreci çarpıtmak ve kara propaganda malzemesi yapmak, sabotaj hazırlığı olarak anlaşılır. Sabotaj yapmaya kalkanlar bunun altında kalır."
"Öcalan ile diyalog çok daha ileri noktalara gidebilir"
Sürecin en hassas başlıklarından biri olan İmralı ile temas konusuna değinen Uçum, Abdullah Öcalan ile yürütülen diyaloğun geleceğine dair iyimser ancak uyarıcı bir ton kullandı.
Uçum, Öcalan ile diyaloğun müzakere değil, "terörün tasfiyesi için yürütülen bir temas" olduğunu savunarak şunları kaydetti:
"Öcalan’la diyalog, bu son aşamada çok daha rahat koşullarda ve çok daha ileri noktalara kadar gidebilecekken gerçek dışı taleplere dayanan söylem ve eylemlerle diyalog sürecine zarar vermeye kalkışanlar, bu yükün altında kalır. Diyalog sürecini müzakereye çevirmeye çalışanların niyetinin sürece zarar vermek olduğu açıktır. Bu tuzaklara düşülmemelidir."
"Geçiş Süreci Kanunu" Meclis tatile girmeden çıkacak
Uçum, sürecin hukuki altyapısının tamamlanması için bir "Geçiş Süreci Kanunu" hazırlandığını ve TBMM tatile girmeden bu kanunun çıkmasının beklendiğini duyurdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda güçlü bir irade beyan ettiğini belirten Uçum, konunun ilk kez bu seviyede yasal bir statüye kavuşacak olmasının önemine dikkat çekti.
Sistematik tasfiyenin 4 temel unsuru
Uçum'a göre geçiş sürecinin başarıyla tamamlanması için şu unsurların hayata geçmesi zorunlu:
Aktif terör pratiğinin bitirilmesi,
Teröre destek pratiklerinin son bulması,
Terörün gölgesindeki dilin terk edilmesi,
Demokratik siyasi aktörler (DEM Parti ve ilgili legal yapılar kastediliyor) üzerindeki vesayetin sona erdirilmesi.
Uçum ayrıca, eski veya yeni tarz illegal oluşumların legal siyasi yapılar üzerinde kurduğu "gayrimeşru ve üstenci kadro vesayetinin" de tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.
"Kürtlere en çok sahip çıkan ülke Türkiye'dir"
Türkiye’nin bölgedeki Kürtlere yönelik stratejisini de analizine dahil eden Uçum, Türkiye’nin hem içerdeki hem de dışardaki Kürtlerin hamisi olma iddiasını yineledi:
"Terörsüz Türkiye vizyonu, içeride Kürtlerin devletle ve milletle bütünleşmesini güçlendirmek ve bölgedeki tüm Kürtlere sahip çıkmaktır. Suriye’de ve son olarak ABD/İsrail-İran geriliminde Kürtlere en fazla sahip çıkan ülkenin Türkiye olması bunun en somut pratiğidir. Bu doğrultu vazgeçilemezdir."
"Geri dönüşü olmayan eşik aşıldı"
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli’nin kararlılığıyla sürecin "geri dönüşü olmayan bir eşiği" aştığını ifade eden Mehmet Uçum, örgütün silah bırakma dahil üzerine düşenleri hızlıca yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Uçum, süreci "demokrasi hareketinin tasfiyesi" olarak nitelendirenlerin yanıldığını, aksine terörün bitmesinin demokratik siyaseti meşrulaştıracağını savundu.
Uçum analizini, "Sürece samimiyetle katkı sunanlar kazanır, direnip sabote edenler ise hem meşruiyetini yitirir hem de millet vicdanında karşılıksız kalır" uyarısıyla tamamladı.

