Erbil (Rûdaw) - Cambridge Üniversitesi’nden yeni bir araştırma, Şanidar Mağarası’nda bulunan ve “Şanidar A” olarak adlandırılan 75 bin yıllık iskeletin sahibi Neandertal’in, sol omzuna saplanan ahşap bir mızrak nedeniyle hayatını kaybettiğini ortaya koydu.
Araştırmanın baş yürütücüsü, Cambridge Üniversitesi’nde paleoantropolog olan Dr. Emma Pomeroy, Rûdaw’a yaptığı özel açıklamada keşfin ayrıntılarını paylaştı.
Pomeroy’a göre bulgu, Kürdistan’daki Neandertaller arasında hem şiddetin hem de toplumsal dayanışmanın izlerini taşıyan nadir bir kanıt.
“İki ayrı şiddet olayının kanıtı var”
Pomeroy, bu kez yetişkin bir bireye ait eksik bir iskelet bulduklarını belirterek keşfin önemini şöyle anlattı:
“Bu çok önemli, çünkü iki şiddet olayının, yani travmanın kanıtını elde ettik.”
Bu kişinin yüzüne çok şiddetli bir darbe aldığını ve ön dişlerinden birinin ikiye bölündüğünü söyleyen Pomeroy, “Bundan kurtulduğunu görüyoruz” dedi. Aynı kişinin sol omzunda ise ölüm zamanına yakın bir dönemde açılan bir mızrak yarası bulunuyor:
“Ama aynı kişinin sol omzunda bir mızrak yarası vardı ve bu, ölümünün yakın zamanında oluştu. Yani bu şiddetten kurtulamadı.”
“Silahın ahşap olduğundan oldukça eminiz”
Pomeroy, silahın kendisinin zamanla yok olduğunu ancak kemikteki izin ahşap mızrak olduğunu gösterdiğini belirtti:
“Silahın ahşap olduğundan oldukça eminiz. Kürek kemiğindeki deliğin şekli, insanların hayvan bedenlerine zarar vermek için ahşap mızrak kullandığı deneylerle çok iyi uyuşuyor.”
Taş uçlu mızraklarla yapılan deneylerde ise bu şekilde yuvarlak delikler oluşmadığını söyleyen Pomeroy, delikten kopan çok küçük kemik parçalarının kürek kemiğinin altında bulunduğunu da ekledi. Yaranın hiç iyileşmeye başlamamış olması, ölümün bu yaradan kısa süre sonra gerçekleştiğini gösteriyor.
“Saplama mızrağıysa, kasıtlı olmalı”
Yaranın bir avcılık kazasından mı yoksa kasıtlı bir saldırıdan mı kaynaklandığı sorusuna Pomeroy, ikisini birbirinden ayırmanın çok zor olduğunu söyledi. Bugün bile avcıların ormanda bir hareket görüp ateş ettiği, sonra vurulanın avcı arkadaşı çıktığı olayların yaşandığını hatırlattı. Mızrak fırlatılmışsa uzak mesafeden isabet etmiş olabilir. Ancak Neandertallerin “saplama mızrağı” da kullandığını belirten Pomeroy şunları söyledi:
“Bu tür bir mızrak kullanılmışsa, bunun kasıtlı olması gerektiğini düşünüyorum, çünkü bu tür mızrağı kullanmak için kişiden bir ya da iki metre uzakta olmanız gerekir. Yaranın vücudun önünden arkaya doğru girdiğini biliyoruz. Saplama mızrağı kullanıyorsanız, kişiyle karşı karşıya ve ona yakın durursunuz.”
Kırık diş: Toplum ona bakmış olabilir
Pomeroy, Şanidar A’nın yüzüne aldığı darbenin ön dişlerinden birini baştan aşağı kırdığını anlattı. Dişin etrafında diş taşı oluşmuş olması, kişinin bu yaralanmadan sonra hayatta kaldığını gösteriyor:
“Bu bize kişinin yaşamaya devam ettiğini söylüyor, çünkü bu tabaka ancak kişi hayattayken oluşur.”
Bu sürenin kesin olarak belirlenmesinin zor olduğunu belirten Pomeroy, diş taşı konusunda çalışan uzmanlara danıştığını ve kişinin bu yaralanmadan sonra “en az bir yıl” yaşamış olması gerektiği sonucuna vardıklarını söyledi. Böyle bir yaralanmanın konuşmayı ve yemeyi çok zorlaştıracağına dikkat çeken Pomeroy, şunları kaydetti:
“Bu kadar ağır bir yarası olan biri, kesinlikle başlangıçta bakıma ihtiyaç duymuştur. Tam olarak emin olamayız; belki bakım görmedi ve grubun kıyısında zor hayatta kaldı. Ama büyük olasılıkla bakım gördüğünü düşünüyoruz.”

Beş Neandertal aynı noktada: “Neden mağaranın başka bir yerine gömülmediler?”
Pomeroy, Şanidar Projesi kapsamında şimdiye kadar aralarında Şanidar Z ve Şanidar A’nın da bulunduğu beş Neandertal’in mağarada çok küçük bir alanda, büyük bir kayanın arkasında bulunduğunu söyledi. Bu durumun, Neandertallerin ölülerini aynı noktaya kasıtlı olarak gömdüğünü gösterdiğini belirtti:
“Geri dönüp kişileri aynı yere koymaları gerçekten çok ilginç. Büyük bir mağaranız var, öyleyse neden başka bir yere gömülmediler? Hepsi bu küçük alanda.”
Kemiklerin korunma biçimine bakıldığında bu noktaya defalarca dönüldüğünün anlaşıldığını, cesetlerin birkaç yıl ya da birkaç on yıl arayla yerleştirildiğini söyleyen Pomeroy, bunun “ortak belleğe” dayanan bir uygulamaya işaret ettiğini vurguladı. Bunun nedenini ise bilemediklerini kabul etti. Yaklaşık iki metre yüksekliğindeki büyük kayanın, cesetlerle mağara girişi arasında yer aldığını ve bir işaret olarak kullanılmış olabileceğini ekledi.
“Çiçekle gömme” fikri şimdilik doğrulanamıyor
Şanidar’la özdeşleşen “çiçekle gömme” hipotezine ilişkin Pomeroy, “Çiçekle gömme konusunda şu anda bu fikri doğrulayamıyoruz” dedi. Meslektaşı Chris Hunt’ın birkaç yıl önceki çalışmalarının, polen tanelerinin toprağı eşen arılar aracılığıyla gelmiş olabileceğine işaret ettiğini hatırlatan Pomeroy, ekibin her iki iskeletin çevresinden aldığı toprak örneklerini incelemeyi sürdürdüğünü söyledi.
“Kalıntılar kesinlikle Kürdistan’a dönecek”
İskeletler şu anda Cambridge’de, sıcaklık ve nemin sabit tutulduğu özel bir saklama merkezinde korunuyor. Pomeroy, kemiklerin çok kırılgan olduğunu, güçlendirme çalışmalarının ve uygun bir ortamın hazırlanmasının sürdüğünü belirtti. Kalıntıların geri dönüşü konusunda ise net konuştu:
“Şanidar Z, Şanidar A ve bulduğumuz diğer kemikler kesinlikle Kürdistan’a dönecek, çünkü olmaları gereken yer orası. Umarım sergilenirler ve Kürdistan halkı gidip onları görebilir. Bunlar uluslararası öneme sahip.”
Şanidar’ın dünya arkeolojisindeki yerine de değinen Pomeroy, şu sözleri kullandı:
“Her öğrenci Şanidar üzerine ders okur ve oradan Neandertaller hakkında neler öğrendiğimizi öğrenir.”


