Haber Merkezi - Küresel ısınmanın etkileriyle kurak alanların yüzyılın sonunda dünya üzerindeki karasal yüzeyin yüzde 40'ından fazlasını kaplayabileceği öngörülüyor. Araştırmaya göre yaklaşık 2,4 milyon kilometrekarelik yeni alan kuraklaşabilir.
Çin Ormancılık Akademisi öncülüğünde gerçekleştirilen uluslararası bir araştırma, iklim değişikliğinin dünya genelindeki kurak alanları önemli ölçüde genişletebileceğini ortaya koydu.
Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan çalışmada, güncellenmiş iklim modelleri kullanılarak kurak bölgelerin 21. yüzyılın sonuna kadar nasıl değişebileceği incelendi.
Araştırmacılar, 2071-2100 döneminde sera gazı emisyonlarının seyrine bağlı olarak kurak alanların küresel karasal yüzey içindeki payının yüzde 39,3 ile 40,3 arasına çıkabileceğini hesapladı.
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon kilometrekarelik yeni alanın kuraklaşabileceği tahmin ediliyor. Söz konusu alan, yaklaşık olarak Cezayir'in yüzölçümüne denk geliyor.
Karbondioksit artışı kuraklaşmayı bir miktar yavaşlatıyor
Araştırmada dikkat çeken sonuçlardan biri ise atmosferdeki karbondioksit artışının bitkiler üzerindeki etkisi oldu.
Karbondioksit yoğunluğunun yükselmesiyle bitkilerin yapraklarındaki gözenekleri kısmen kapattığı ve böylece su kaybını azalttığı belirtildi.
Bu fizyolojik tepkinin iklim modellerine dahil edilmesiyle, gelecekteki kuraklaşma oranlarının bazı önceki çalışmalarda öngörülen yüzde 50'nin üzerindeki seviyelerden daha düşük olabileceği ortaya çıktı.
Ancak araştırmacılar, bu etkinin iklim değişikliğinin kuraklaşma üzerindeki genel riskini ortadan kaldırmadığına dikkat çekiyor.
En büyük risk Avustralya'da
Kuraklaşmanın özellikle aşırı kurak kategorisindeki bölgelerde daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.
Bölgesel projeksiyonlarda, dünyanın en kurak yerleşim kıtası olan Avustralya'nın bu değişimden en fazla etkilenecek bölgelerin başında geldiği belirtiliyor.
Avustralya'nın yanı sıra Brezilya ve Afrika'nın geniş kesimleri de kuraklık kuşağının genişlemesi açısından yüksek risk taşıyan bölgeler arasında gösteriliyor.
Araştırma, küresel sıcaklık artışının yalnızca sıcaklık değerlerini değil, dünyanın su kaynaklarını, tarımsal üretimini ve ekosistemlerini de uzun vadede önemli ölçüde değiştirebileceğine işaret ediyor.



