Erbil (Rûdaw) – Yaklaşık 40 yıl boyunca bir müze dolabında unutulan fosil kemiğin, Antarktika'da yaşamış yeni bir titanozor türüne ait olduğu belirlendi. Araştırmacılar, keşfin kıtanın dinozor geçmişine ilişkin önemli bilgiler sunduğunu açıkladı.
Sırt omurlarından birine ait fosil, 1985 yılında İngiliz Antarktika Araştırmaları Kurumu (British Antarctic Survey-BAS) araştırmacısı Mike Thomson tarafından Antarktika'daki bir saha çalışması sırasında bulundu. Ancak kemik, o dönemde "büyük bir fosil parçası" olarak kayda geçirildi ve yaklaşık 40 yıl boyunca ayrıntılı şekilde incelenmedi.
Fosilin yeni bir titanozor türüne ait olduğu yönündeki araştırma, 29 Haziran 2026'da Acta Palaeontologica Polonica dergisinde yayımlandı. Fosili keşfeden Mike Thomson ise 2020 yılında hayatını kaybetmişti.
Yeni türün özellikleri
Londra Doğa Tarihi Müzesi'nden araştırmacılar, dinozorun uzun boyunlu olduğunu ve yaklaşık 6 ila 7 metre uzunluğunda olduğunu belirtti. Bilim insanları, bunun genç bir birey ya da titanozorların görece küçük bir türü olabileceğini değerlendiriyor.
Karşılaştırma amacıyla verilen bilgiye göre, titanozor ailesinin en büyük üyelerinden biri olan Patagotitan mayorum 37 metreden fazla uzunluğa ulaşabiliyor.
Araştırmacılar, fosilin deniz tabanı tortulları içinde bulunmasının, hayvanın öldükten sonra denize sürüklendiğini, dibe çöktüğünü ve zamanla fosilleştiğini gösterdiğini ifade etti.
BAS koleksiyonlarından sorumlu Mark Evans, titanozorların şimdiye kadar yaşamış en büyük kara hayvanları arasında yer aldığını söyledi. Evans, omurun ön kısmına doğru uzanan dikenimsi çıkıntının, bu dinozor grubuna özgü ayırt edici özelliklerden biri olduğunu kaydetti.
Antarktika bir zamanlar yemyeşildi
Londra Doğa Tarihi Müzesi paleontologlarından Paul Barrett ise dinozorların yaşadığı dönemde Antarktika'nın bugünkünden tamamen farklı bir görünüme sahip olduğunu söyledi.
Barrett, kıtada kalıcı buz tabakasının bulunmadığını, geniş ormanlarla kaplı olan bölgede otçul dinozorlar için bol miktarda besin bulunduğunu belirtti.
Araştırmacıya göre Antarktika, o dönemde Avustralya, Güney Amerika ve Yeni Zelanda'daki dinozor popülasyonlarını birbirine bağlayan önemli bir geçiş güzergâhıydı.
Barrett ayrıca, dinozorların yok olmasına yol açan kitlesel yok oluşun ardından da Antarktika'nın milyonlarca yıl boyunca yeşil ve yaşanabilir kaldığını, kuşlar ve diğer canlı türleri için sığınak görevi gördüğünü ifade etti.
.webp&w=3840&q=75)


