Erbil (Rûdaw) - Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS), Haseke’de son günlerde yaşanan protestolarla ilgili duyduğu endişeyi dile getirerek, "Suriye Ciziresi'nin geleceği ötekileştirme ve bölünmeyi kışkırtmakla değil, ortaklık ve tüm halkın haklarının korunmasıyla inşa edilir" açıklamasını yaptı. ENKS ayrıca her türlü şovenist söylemi reddettiklerini duyurdu.
ENKS Genel Sekreterliği tarafından 10 Ekim 2026 Cumartesi günü yayımlanan bildiride, Haseke ve çevresinde son günlerde "kışkırtıcı sloganlar" eşliğinde düzenlenen protestoların, bölgedeki bileşenler arasında gerilime ve endişeye yol açtığına dikkat çekildi.
"Şovenist ve ötekileştirici" söylemleri kesin bir dille reddettiğini vurgulayan ENKS; devlet kurumlarının rolünün güçlendirilmesi ile idari ve güvenlik işlerinin düzenlenmesinin, "oldu bitti (emrivaki) politikalarının dayatılması ve gerilimi tırmandırmakla değil, var olan anlaşmaların ciddiyetle uygulanmasıyla" mümkün olacağının altını çizdi.
Bildiride, Araplar, Kürtler, Süryani-Asuriler, Ermeniler ve diğer bileşenleri barındıran Suriye Ciziresi'ndeki çok uluslu ve çok kültürlü yapının "toplumsal birliğin temel direği" olduğu belirtilerek, ulusal ve kültürel aidiyetlere saygı gösterilmesi çağrısında bulunuldu.
Açıklamanın sonunda Haseke vilayetindeki tüm bileşenlere seslenen ENKS, toplumsal barışı korumanın "ortak bir ahlaki ve ulusal sorumluluk" olduğunu belirterek halkı sakin olmaya, itidalli davranmaya ve her türlü kin ve nefret söylemini reddetmeye çağırdı.
ENKS Genel Sekreterliği'nin Haseke'deki son olaylara ilişkin yayımladığı bildirinin tam metni şu şekilde:
"Haseke şehri ve vilayetin diğer bölgeleri, geçtiğimiz günlerden 9 Ekim Cuma gününe kadar kışkırtıcı sloganların atıldığı hareketliliklere ve protestolara sahne oldu. Bu durum, bölge halkı ve bileşenleri arasındaki ilişkilere yönelik olumsuz yansımaları konusunda gerilim ve endişe yaratmıştır.
Suriye Kürt Ulusal Konseyi olarak, kaynağı ne olursa olsun şovenist ve ötekileştirici söylemleri reddediyoruz. Vilayette devlet kurumlarının rolünün güçlendirilmesi, hizmetlerin aktifleştirilmesi ile idari ve güvenlik işlerinin düzenlenmesinin; ilgili taraflar arasında entegrasyon sürecine dair varılan anlaşma ve mutabakatların ciddi ve sorumlu bir şekilde uygulanmasıyla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bu süreç, resmi kurumların etkisinin geri kazanılmasını garanti altına almalı, idari ve güvenlik işlerini ulusal bir çerçevede düzenlemeli, vatandaşların haklarını korumalı ve oldu bitti politikalarının dayatılmasından uzak bir şekilde taleplerine cevap vermelidir.
Konseyimiz; Araplar, Kürtler, Süryani-Asuriler, Ermeniler ve diğer tüm bileşenleriyle Suriye Ciziresi'ndeki çok uluslu ve çok kültürlü yapının, toplumsal birliğin ve dayanışmanın temel bir direği olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır.
Bu bağlamda, bölge halkı arasındaki ilişkilerin korunması; ulusal ve kültürel aidiyetlere saygı gösterilmesini, hain ilan etme, kibir ve yok sayma yaklaşımlarının reddedilmesini ve diyalog dili ile ulusal sorumluluk bilincinin hakim kılınmasını gerektirmektedir.
Ayrıca Konseyimiz, askıda kalan sorunların çözülmesine ve eski rejimin izlediği politikaların kalıntılarının aşılmasına olan bağlılığını teyit eder. Bu da, dışlanma ve yok saymadan uzak, tüm bileşenlerin ulusal ve demokratik haklarını garanti altına alan çoğulcu ve demokratik bir devletin inşası çerçevesinde, tüm Suriye halkının bileşenlerinin katılımıyla mümkündür.
Suriye Kürt Ulusal Konseyi, siyasi ve toplumsal güçler ile ulusal aktörleri; tutum ve söylemlerinde sorumlu davranmaya, gerilimi kontrol altına almak ve nefret söyleminin yayılmasını engellemek için çalışmaya, anlaşmazlıkları çözmek için diyalog ve ulusal mutabakata başvurmaya çağırmaktadır.
Çünkü Suriye Ciziresi'nin geleceği, ötekileştirme ve bölünme kışkırtmalarıyla değil; özgürlük ve adaletin hakim olduğu çoğulcu ve demokratik bir Suriye'nin inşası fırsatlarını artıracak şekilde, ortaklık ve tüm halkın onur ve haklarının korunmasıyla inşa edilir.
Konsey ayrıca Haseke vilayeti halkını, tüm bileşenleriyle sakin ve itidalli olmaya, barışçıl çözümlere bağlı kalmaya davet etmektedir. Her türlü kin ve nefret kışkırtmasını reddetmeye, toplumsal dokuyu parçalamaya veya fitne çıkarmaya çalışanlara fırsat vermemeye çağırmaktadır.
Toplumsal barışı korumanın ortak bir ahlaki ve ulusal sorumluluk olduğunun altını çizen Konsey; güven ve istikrarın sağlanması, vatandaşların ve haklarının korunması ile başkalarının haklarına saldıran veya güvenliklerini tehdit eden herkesten hesap sorulması görevinin devletin omuzlarında olduğunu bir kez daha hatırlatır.”



