28 Şubat 2026'da başlayan ABD ve İsrail'in İran'a karşı savaşından altı ay sonra, ülke ekonomisi yaptırım döneminde sürdürülen hassas ve uzun süreli dengeden, bugün birçok uluslararası kuruluşun "tam çöküş" olarak nitelendirdiği bir sürece evrildi. Savaşın asıl cephesinin ekonomi olduğu ortaya çıktı. Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukası, petrol ihracatının neredeyse tamamen durması ve İran para biriminin hızla değer kaybetmesi, 1980'lerden bu yana İran'ın karşı karşıya kaldığı en ağır ekonomik krizi tetikledi.
Tümen'in çöküşü
Tümen'in değer kaybı, krizin boyutunu açıkça gözler önüne seriyor. Tümen, geçen yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana değerinin yaklaşık yüzde 60'ını kaybetti. Bu yıl tümen üzerindeki değer kaybı baskısı hız kesmeden devam etti. Nisan ayına kadar 1 dolar yaklaşık 132 bin ila 140 bin tümen arasında işlem görürken, ağustos sonu itibarıyla 1 dolar 200 bin tümen sınırını aştı. Bu durum, Washington'ın yeni yaptırım dalgası ve ABD ablukası nedeniyle ticaretin büyük ölçüde felç olmasından kaynaklanıyor.
Enflasyon ve satın alma gücünün erimesi
Savaş öncesinde yüzde 50'nin üzerinde olan yıllık enflasyonun, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve bağımsız gözlemciler tarafından 2026 yılı için yüzde 66 ile yüzde 68,9 arasında olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, 1979'dan bu yana görülen en yüksek seviyeye işaret ediyor. İran hükümetinin resmi raporları, savaşın ilk altı ayında fiyatların yaklaşık yüzde 6 oranında arttığını belirtse de aynı raporlar, Ekim 2025'te yüzde 64 olan gıda enflasyonunun şubat ayında yüzde 105'e fırladığını ortaya koyuyor.
İranlı aileler açısından bu durum, fiyatların haftalık, hatta zaman zaman günlük olarak çarpıcı biçimde yükselmesi anlamına geliyor. Tahran'da bir kilogram patatesin fiyatı bir hafta içinde 0,39 dolardan 0,52 dolara çıktı. 30'lu bir koli yumurtanın fiyatı ise 2,90 dolardan 4,15 dolara yükseldi. Ekmek fiyatları geçen yıla kıyasla iki kat arttı. Hükümet tarafından belirlenen asgari ücret şu anda aylık 82 ila 108 dolara tekabül ediyor. Bu durum, tüketicilerin ve vatandaşların güvenini ciddi biçimde sarsarken, halkın büyük kesiminin gelirlerini değersizleştirdi. Esnaf, satışlarının geçen yıla göre yüzde 40 oranında azaldığını belirtirken, küçük işletme sahipleri de iflas uyarısında bulunuyor.
Petrol ihracatı ve mali baskı
Petrol, savaşın mali etkilerinin en doğrudan hissedildiği sektördür. İran, saldırılar başlamadan önce, şubat ayında günde yaklaşık 2,1 milyon varil petrol ihraç ediyordu. Uluslararası raporlara göre, ABD'nin deniz ablukası nedeniyle ham petrol ihracatı mayıs ayına kadar neredeyse sıfıra indi. Daha önce 4 milyar doların üzerinde olan aylık ihracat geliri, yüzde 95'ten fazla düşüşle 200 milyon doların altına geriledi. Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD), ablukanın İran ekonomisine günlük zararını yaklaşık 435 milyon dolar olarak tahmin ediyor. Axios ise ayrı bir haberinde, ABD ablukasının yalnızca mayıs ayına kadar İran'a en az 4,8 milyar dolar zarar verdiğini bildirdi.
Petrol gelirlerinin savaş öncesinde hükümet bütçesinin yaklaşık dörtte birini karşıladığı göz önüne alındığında, bütçede oluşan bu devasa açığın yerel vergiler, petrol dışı ihracat ve savaş öncesi rezervlerin kullanılması yoluyla kapatılmaya çalışıldığı görülüyor. Yetkililerin de gizlice kabul ettiği üzere, bu politikanın sürdürülebilir olmadığı belirtiliyor. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, dış ticaretin yaklaşık yüzde 35 oranında azaldığını açıkladı.
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla ve işgücü piyasası
IMF'nin İran ekonomisine ilişkin tahminleri bu yıl iki kez revize edildi ve her iki revizyonda da ekonomik daralma öngörüldü. 2026 yılı için nisan ayında yapılan düşük büyüme tahmini, önce yüzde 6,1'lik bir daralmaya, ardından temmuz ayında, ablukanın zirve noktasının ardından durumun bir nebze sakinleşmesiyle yüzde 5,4'lük bir daralmaya güncellendi. Dünya Bankası ise Mart 2026'da sona erecek mali yıl için yüzde 2,7'lik bir küçülme bekliyor.
2026 yılı için işsizlik oranının yüzde 9,2 olması öngörülürken, petrokimya altyapısına ve fabrikalara yönelik saldırılar nedeniyle sanayi sektöründeki reel istihdam olanakları da azaldı.
Üç senaryo
İranlı ekonomi gazetesi "Donya-e Eqtesad" İran'ın önündeki 12 ila 24 aylık dönemi üç senaryo üzerinden analiz etti:
İyimser senaryo: Eylül 2026'ya kadar nihai bir anlaşmaya varılması, yaptırımların kaldırılması ve savaşın yol açtığı yıkımın onarılması için kaynak ayrılması.
Orta senaryo: İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptının korunması, ancak kapsamlı bir anlaşmanın 2027 yılına kadar gecikmesi.
Kötümser senaryo: Ablukanın devam etmesi ve mutabakat zaptının iptal edilmesi. Bu durumun, kontrolden çıkmış bir hiperenflasyonu beraberinde getirmesi.



