Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki savaş süreci, küresel ve bölgesel ölçekte üç farklı enflasyonist senaryoyu beraberinde getirmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'nde etkisi yalnızca petrol ve akaryakıt fiyatları üzerinden hissedilen bu gerilim, Mayıs ayı itibarıyla enflasyonu %2,4 seviyesinden %4,2’ye yükseltmiştir.
Savaşın merkez üssü konumundaki İran'da ise enflasyon %87,9 sınırını aşmış, ulusal para birimi tümenin (toman) değeri son iki yıl içerisinde altı kat azalmıştır.
İran'ın komşusu olan ve yalnızca enerji maliyetleri ile döviz dalgalanmalarından etkilenen Türkiye'de ise enflasyon (resmi verilere göre) %31 ila %32 bandında seyretmektedir. Bu üç farklı veri seti, savaşın ekonomik etkilerinin ülkelerin yapısal ekonomik özelliklerine göre nasıl değişkenlik gösterdiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Aynı savaş, iki farklı geçiş kanalı
Amerika Birleşik Devletleri perspektifinden bakıldığında, savaşın hane halkı üzerindeki etkisi doğrudan "enerji kanalı" üzerinden gerçekleşmiştir. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, benzin fiyatlarını galon başına (yaklaşık 3,8 litre) 4 doların üzerine taşımıştır.
Bu durum reel bir maliyet artışına işaret etse de, 27 trilyon dolarlık devasa ABD ekonomisi; stratejik petrol rezervleri ve yüksek rafinaj kapasitesi sayesinde bu baskıyı absorbe edebilmiştir. Savaş, Amerikan ekonomisi üzerinde bir baskı unsuru oluştursa da sistemi felç edecek bir boyuta ulaşmamıştır.
İran cephesinde ise savaş, ulusal para birimine değer katan temel mekanizmaları doğrudan hedef almıştır. İran dış ticaretinin %90’ından fazlası ve petrol gelirlerinin tamamı Hürmüz Boğazı rotasına bağımlıdır.
Washington’ın uyguladığı ağır ambargolar, İran'ın petrol ihracatını –bazı İranlı yetkililerin aksi yöndeki iddialarına rağmen– fiilen sıfır noktasına yaklaştırmıştır. Döviz likiditesinin kurumasıyla birlikte tümen, dolar karşısında 153 bin seviyesinden 200 bin seviyesinin üzerine gerilemiştir. İran Merkez Bankası’nın tedavüle soktuğu 1 milyon tümenlik banknotun piyasa değeri bugün yalnızca 5 dolara tekabül etmektedir.
Rakamlarla enflasyon (Temmuz 2026 verileri)
ABD: Enflasyon oranı %3,4. Temel etken: Enerji maliyetlerindeki artış.
İran: Enflasyon oranı %87,9. Temel etken: Para birimindeki devalüasyon ve ekonomik abluka.
Türkiye: Enflasyon oranı %31,75. Temel etken: Kronik yapısal sorunlar ve enerji fiyatları.
Ekonomik Büyüme: ABD (+%1,8), İran (-%5,4 ile -%6,1 arası), Türkiye (+%3).
İran enflasyonu Türkiye ile kıyaslanabilir mi?
Bazı İranlı iktisatçılar, ülkedeki yüksek enflasyonu Türkiye’nin verileriyle eşleştirerek savaş koşullarına rağmen durumun "normal" olduğunu savunsa da, veriler bu tezi çürütmektedir. İran’daki enflasyon oranı (%87,9), Türkiye’nin (%31,75) yaklaşık üç katı düzeyindedir.
Bununla birlikte, dikkat çekici bir teknik ayrıntı mevcuttur: Petrol ihracatının durma noktasına gelmesine ve tarihin en ağır yaptırımlarına rağmen İran ekonomisi henüz "hiperenflasyon" (aylık %50 ve üzeri artış) sarmalına girmemiştir.
İran’da aylık enflasyon verileri halen tek haneli rakamlarda (en yüksek %5,9) seyretmektedir. Bu durum, Tahran yönetiminin para politikası üzerindeki kontrolünü henüz tamamen kaybetmediğini ancak son derece kırılgan bir dengede durduğunu göstermektedir.
Yaptırımların sertleşme olasılığı ve olası sonuçlar
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in 24 Ağustos’ta duyurduğu yeni yaptırım paketi, yalnızca petrol ticaretini değil; Çinli alıcılar ve döviz büroları gibi İran ile dolaylı veya doğrudan ticari temas kuran tüm aktörleri kapsamaktadır.
İran petrolünün %90’ını tek başına ithal eden Çin’in bu yaptırımlar karşısında geri adım atması, İran’ın son döviz damarını da kurutacaktır. Böyle bir senaryoda doların 250 bin ila 300 bin tümen bandına çıkması, yıllık enflasyonun ise %100 eşiğini aşması kaçınılmazdır.
Tahran hükümeti, bütçe açığını kapatmak amacıyla akaryakıt fiyatlarını üç kat artırmayı gündeminde tutsa da, 2019 yılındaki toplumsal olayların (Aban protestoları) tekerrür etmesinden çekindiği için bu kararı bugüne kadar iki kez ertelemek zorunda kalmıştır.
Sonuç: Bir savaş, üç ayrı ekonomik gerçeklik
Gelinen noktada karşımızda üç farklı tablo bulunmaktadır: Savaşın maliyetini yalnızca benzin istasyonunda ek bir vergi olarak hisseden bir süper güç (ABD), savaşı para biriminin çöküşü olarak yaşayan kuşatılmış bir ekonomi (İran) ve savaş öncesinden gelen kronik enflasyon sorunlarıyla boğuşan bir komşu ülke (Türkiye).
İran ekonomisi ağır yaralar almış olsa da henüz tam bir çöküş yaşamamıştır. Washington’ın bu hafta devreye soktuğu yeni yaptırımlar, İran’ın bu ekonomik direnç kapasitesini nihai bir teste tabi tutmak üzere tasarlanmıştır.
- Omer Ahmed, Rûdaw Medya Grubu Ekonomi Masası Müdürü
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



