Haber Merkezi - Obezite tedavisinde son yılların en çok konuşulan gelişmeleri arasında yer alan GLP-1 grubu ilaçlar, kamuoyunda "zayıflama iğnesi" adıyla biliniyor ve milyonlarca kişi için kilo verme umudu haline geldi. Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsizce, sosyal medya tavsiyeleriyle ya da arkadaş önerisiyle kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Acıbadem Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, bu ilaçların yalnızca iştah kesici değil, metabolizma, hormon dengesi ve kan şekeri düzenlenmesinde de etkili güçlü tıbbi ajanlar olduğunu belirtiyor. Çetin'e göre bilinçsiz kullanım başta pankreas, safra kesesi ve sindirim sistemi olmak üzere birçok organı olumsuz etkileyebiliyor.
Uzman kontrolü şart
Dr. Çetin, zayıflama iğnelerinin bir vitamin ya da takviye ürünü olmadığının altını çiziyor. İlaçların; insülin direnci, kalp-damar hastalıkları, karaciğer yağlanması ve diyabet gibi metabolik sorunların altında yatan hormonal bozuklukları düzenleyen tıbbi tedaviler olduğunu belirten Çetin, tedavinin mutlaka uzman gözetiminde sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor. İnternetten edinilen bilgilerle tedaviye başlamanın veya doz değiştirmenin ciddi risk taşıdığını söylüyor.
Bazı hastalıklarda kullanım riskli
Daha önce pankreatit geçirenler, safra taşı veya safra yolu rahatsızlığı bulunanlar, medüller tiroit kanseri riski taşıyanlar ve ileri düzey mide-bağırsak hastalığı olanlar için bu ilaçlar ciddi sorunlara yol açabiliyor. Kontrolsüz kalp-damar hastalıkları, yüksek trigliserid düzeyleri, kronik alkol kullanımı ve ailede pankreas ya da safra hastalığı öyküsü olan kişilerin de detaylı değerlendirmeden geçmesi gerekiyor.
Tedavi öncesi hangi tetkikler yapılmalı?
Uzmanlara göre tedaviye başlamadan önce açlık kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, kolesterol ve trigliserid düzeyleri ile karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyonlarının incelenmesi gerekiyor. Gerekli görülmesi halinde safra kesesi ve pankreasın ultrasonla değerlendirilmesi de gizli sağlık sorunlarının erken tespiti açısından önem taşıyor.
Dozu kendi başınıza artırmayın
Dr. Çetin, "daha hızlı kilo vermek için daha yüksek doz kullanma" eğiliminin en tehlikeli hatalardan biri olduğunu belirtiyor. Doz artışının yalnızca hekim kontrolünde ve belirli bir plana göre yapılması gerektiğini, aksi halde bulantı, kusma, ciddi mide-bağırsak şikayetleri ve sıvı kaybı gibi yan etkilerin ortaya çıkabileceğini söylüyor.
Bu belirtilerde vakit kaybetmeyin
Tedavi sırasında görülen her şikâyet sıradan bir yan etki olarak değerlendirilmemeli. Şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renkli idrar veya yüksek ateş gibi belirtiler pankreas ya da safra yollarıyla ilgili ciddi bir sorunun işareti olabilir. Bu durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
Tedavi bitince eski alışkanlıklara dönmeyin
Dr. Çetin, tedavi sonrası en sık yapılan hatalardan birinin eski yaşam alışkanlıklarına geri dönmek olduğuna dikkat çekiyor. Tedavinin sona ermesinin sürecin bittiği anlamına gelmediğini belirten Çetin, amacın yalnızca kilo vermek değil, kilonun korunmasını sağlayacak sağlıklı alışkanlıklar kazanmak olduğunu vurguluyor. Beslenme ve hareket düzeni değişmezse ilacın etkisi kalktığında kiloların geri alınabileceğini belirtiyor. Tedavi sonrası ilk 3-6 ayda kilo, bel çevresi ve metabolik değerlerin düzenli takip edilmesi öneriliyor.



