Erbil (Rûdaw) - Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani, İran savaşı sırasında Washington’ın Rojhılatlı partilerini silahlandırıp Tahran’a karşı kullanmayı planlamadığını söyledi. Talabani, bu partiler ile İran arasında Türkiye-PKK sürecine benzer bir barış sürecinin başlatılmasını önerdi.
The National gazetesine konuşan Talabani, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Kürtlere silah verdik” şeklindeki sözlerini de yorumladı. Bölge’ye silah verildiği iddiasını reddeden Talabani, “Trump’ın bahsettiği o belirsiz silahlardan haberim yok. Ne tür silahlar olduklarını, nerede bulunduklarını ve kime verildiklerini bilmiyorum ama bize verilmediklerinden eminim” dedi.
“Washington bizi temin etti, Tahran’ı da bilgilendirdik”
Çatışmaların başında ABD’nin, Rojhılat muhalefetini İran topraklarında kullanmaya yönelik bir planı olmadığı konusunda Kürdistan Bölgesi yönetimine güvence verdiğini belirten Talabani, Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin de bu durumu Tahran’a bildirdiğini söyledi.
Kürdistan Bölgesi’nin Washington ile Tahran arasındaki gerilimin dışında kalması için Rojhılat partilerini de uyardıklarını aktaran Talabani, Bölge topraklarının İran’a yönelik saldırılarda kullanılmaması gerektiğini kendilerine açıkça ilettiklerini kaydetti. Talabani, “Neyse ki onlar da bu çerçevede hareket etti ve böyle bir şey yapmadı” dedi.
İran Büyükelçisi’nin sözlerine yanıt: Barış süreci önerisi
İran’ın Bağdat Büyükelçisi’nin geçtiğimiz günlerde, Kürt muhalefetinin Bölge’den çıkarılması veya Tahran’a teslim edilmesi konusunda uzlaşıldığını söylediği hatırlatıldı. Talabani ise böyle bir planı doğrulamadı.
Talabani, bunun yerine Tahran ile Rojhılat partileri arasında Türkiye ile PKK arasında yürütülen barış sürecine benzer, diplomatik ve barışçıl bir sürecin başlatılmasını önerdi.
Talabani şunları söyledi:
“Bölgede barış inşa etmeye çalıştığımız bu dönemde, İran yönetimi ile İranlı muhalefet grupları arasında kalıcı bir barış kurmak için de bir fırsat var.”
Şu anda içinden geçilen sürecin barış zamanı olduğunun altını çizen Talabani, bu tür süreçlerin liderliğini tarafların bizzat üstlenmesi gerektiğini vurguladı.



