Erbil (Rûdaw)- Avrupa’ya gitme hayaliyle çıktıkları yolda Meriç Nehri sularına kapılarak 3 evladını birden yitiren Süleymaniyeli anne Hozan Reza, dehşet gecesini anlattı.
Kaçakçıların "Su diz boyu" diyerek kendilerini kandırdığını belirten anne, "5 kişilik bota 8 kişi ve çantalarla zorla bindirdiler. Bot devrilince kılavuzlar kaçtı, çocuklarım karanlıkta gözümün önünde battı" dedi.
Süleymaniye kentinden çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak umuduyla yola çıkan 5 kişilik ailenin Almanya hayali, Türkiye-Yunanistan sınırını ayıran Meriç Nehri’nde büyük bir faciayla son buldu.
Yaşları 5, 9 ve 12 olan üç çocuğunu azgın nehir sularında kaybeden 37 yaşındaki anne Hozan Reza, o gece yaşanan can pazarını ve insan kaçakçılarının acımasızlığını Rûdaw’a anlattı.
"Su yok, yol 20 dakika" yalanıyla kandırdılar
Daha önce Süleymaniye’den İstanbul’a uzanan uçak yolculuğunda çocuklarının neşeli anlarını kaydeden aile, insan kaçakçılarıyla Almanya’ya ulaştıklarında ödenmek üzere 55 bin dolara anlaşmıştı.
Kaçakçıların kendilerine nehir geçişi olmayacağına dair güvence verdiğini vurgulayan acılı anne, şu ifadeleri kullandı:
"Bize yolun sadece 20 dakika süreceğini ve suyun en fazla diz boyuna geleceğini söylediler. Hatta video bile gösterdiler. Ben çocuklarım ıslanmasın, üşümesin diye şişme bot istedim. Gece karanlığında bir nehir kıyısına getirildiğimizde gerçeği anladım. Bana 'küçük bir su arkı' dedikleri yer devasa bir nehirdi."
"5 kişilik bota zorla bindirdiler, tehdit ettiler"
Kıyıya ulaştıklarında şişirilen botun yalnızca 5 kişilik olduğunu ve 8 kişi ile ağır sırt çantalarının aynı anda bota bindirilmek istendiğini belirten Reza, itiraz ettiklerinde kaçakçıların tehditlerine maruz kaldıklarını söyledi:
"Bağırdım, 'Bu bot bu kadar yükü taşımaz, sığamayız' dedim. Kaçakçı acele etmemiz için üzerimize yürüdü, tehdit etti. Çocuklarıma zarar verirler korkusuyla çaresizce bota bindik. Suya açıldıktan sadece birkaç saniye sonra aşırı yükten bot alabora oldu. Çocuklarım bir anda sulara gömüldü. Hiçbirine yetişemedim."
"Yüzme bilen kılavuzlar bizi bırakıp kaçtı"
Akıntıya kapılan anneyi sudan eşi Herêm Mihemmed güçlükle çıkarırken, üç çocuk karanlık suların içinde gözden kayboldu. Bottaki kılavuzların yüzme bildiğini ve isteseler çocukları kurtarabileceklerini söyleyen Hozan Reza, insan tacirlerinin sergilediği vicdansızlığı şu sözlerle aktardı:
"O iki kılavuz kıyıya çıkar çıkmaz bir dakika içinde arkalarına bile bakmadan kaçtılar. Bize hiç yardım etmediler. Eşim beni kıyıya çektiğinde 'Çocuklar nerede?' diye bağırdım, 'Elimizden kayıp gittiler' dedi. Kendimi tekrar suya atmak istedim ama eşim 'Bari sen yaşa' diyerek beni tuttu. O ovada yaprak gibi titreyerek yapayalnız kaldık."
Jandarmaya sığındılar
Olayın ardından kıyıdan uzaklaşarak Türk güvenlik güçlerine teslim olduklarını belirten aile, jandarma ekiplerinin derhal nehirde geniş çaplı arama-kurtarma operasyonu başlattığını dile getirdi.
Çocuklardan birinin cansız bedenine nehirde ulaşılmış ancak kaldırıldığı Edirne'deki hastanede kurtarılamamıştı. Dalgıçlar ve AFAD ekipleri nehir boyunca kayıp diğer çocukları bulmak için çalışmalarını sürdürüyor.
"Ciğerimiz yandı, bizi yargılamayın; yalnızca dua edin"
Sosyal medyada kendilerine yönelik yöneltilen kınama ve eleştirilere de gözyaşları içinde yanıt veren acılı anne Hozan Reza, sözlerini şöyle tamamladı:
"Hiçbir anne baba evladını ölüme götürmek istemez. Gözümüz bağlandı sanki... Bu bizim kaderimizmiş, büyük bir imtihanmış. İnsanlar arkamızdan ağır konuşmasın, yalnızca bize dua etsinler. Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nden, yetkililerden Türk ekipleriyle birlikte evlatlarımızın cenazelerini bulmaları için yardım istiyoruz. Kaçakçılardan şikayetçiyiz; benim ciğerim yandı, başka anaların canı yanmasın."


