Berlin (Rûdaw) - Almanya'da yaşayan Kürt ressam Ali Zülfikar, 2014 yılından bu yana renkleri bir kenara bırakarak sadece kurşun kalemle çizdiği etkileyici portrelerle dikkat çekiyor. Tuvalin pürüzlü yüzeyinde zorlu bir teknik uygulayan Zülfikar, eserlerinde insanların yüzlerindeki kırışıklıklara, yollardaki felaketlere ve gizli kalmış duygulara ayna tutuyor.
Yaklaşık 30 yıldır memleketinden uzakta, Almanya'da yaşayan Elazığ (Xarpêt) doğumlu sanatçı, kendi atölyesinde ürettiği eserlerle dünyaya sanatın hayatı daha yaşanabilir kılacağı mesajını veriyor. Zülfikar'a göre sanat, yeni bir ifade biçimi ve dünyayı uyandırmanın en güçlü yolu.
"Plastik değil, duyguları çiziyorum"
Boya kullanmayı tamamen bıraktığını belirten Zülfikar, sanatını şu sözlerle anlatıyor:
"Eğer iyi bir sanatçıysan, sadece tek bir araçla tuval üzerine resim yapabilirsin. Tuval üzerine kurşun kalemle resim yapmak zorlu bir iştir; tuval pürüzlüdür ve insanın hesaplarını bozabilir. Benim resimlerim veya portrelerim plastik değil, duygularla yaratılıyor. Ben bu duyguları çizmek istiyorum. Her yüz çizgisinin, kırışıklığın veya yaranın görünmesini, arkasında yatan duyguların hala yaşadığını göstermek istiyorum."
Kadınların yaşadığı zulüm ve hasret eserlerine yansıyor
Ali Zülfikar, şu sıralar eski bir demir çelik fabrikasından müzeye dönüştürülen bir mekanda, 77 sanatçının katıldığı büyük bir sergide eserlerini sergiliyor. Bu sergiye kadınlara özel eserleriyle katılan Zülfikar, iklim aktivisti Greta Thunberg ve Almanya Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Eyaleti Parlamentosu eski milletvekillerinden Hamide Akbayır'ın portrelerini sanatseverlerin beğenisine sundu.
Kadınları resmetmesinin ardındaki derin nedenleri anlatan sanatçı, "Ben Kürdistanlıyım ve kadınlara yasal olarak, haklar açısından ya da ailevi olarak zulmedildi. Annem ve kız kardeşim için içimde büyük bir sevgi ve hasret var. Bu nedenle sergiye kadınlar adına katıldım" ifadelerini kullanıyor.
Hamide Akbayır: Sanat, siyasetin ve medyanın körleştiği noktaları gösteriyor
Ressam Ali Zülfikar'ın eserlerinde portresine yer verdiği isimlerden biri olan Kürt siyasetçi Hamide Akbayır ise bu sanatsal ifadenin gücüne dikkat çekiyor. Zülfikar'ın sanatını değerlendiren Akbayır, sanatın siyasetten çok daha etkili bir güce sahip olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullanıyor:
"Sanat her zaman siyasetten daha fazlasını yapabilir. Bu tür sanatsal eserlerin gücünü görebiliriz. Medya bazen o kadar körleşiyor ki... Ancak sanat, medyayı da bilinçlendiriyor; medya ve siyasetin kör olduğu noktaları görünür kılıyor. Sanat ve Ali Zülfikar'ın eserleri bize siyaset, çevre ve ekoloji hakkında çok daha fazla şey anlatıyor."
Kimlik, aidiyet ve sürgün psikolojisi
Türkiye ve Almanya'da döneminin önde gelen ressamlarından biri olarak kabul edilen Zülfikar için Almanya, bunca yıla rağmen hala tam anlamıyla bir "yuva" olabilmiş değil.
Ailesinin Halfeti yakınlarından olduğunu, Kürtlerin, Alevilerin ve farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir coğrafyadan geldiğini vurgulayan Zülfikar, aidiyet meselesini şu sözlerle özetliyor:
"Sanatçının ulusal bir kimliğe sahip olması şart değil. Benim için kimlik daha çok başarı getirir. Burada olmaktan mutluyum çünkü burada ulaştığım fırsatlar ve şanslar var. Ancak duygusal açıdan, kişilik ve kimlik her zaman asıl ait olduğu yerde kalır."
Küçük trajedileri büyük sanat eserlerine dönüştüren Zülfikar, koronavirüs döneminde maske takarak çizdiği Greta Thunberg tablosu gibi güncel ve sarsıcı konuları da tuvaline taşımaya devam ediyor.


