Erbil (Rûdaw) - Türkiye ile Yunanistan sınırındaki Meriç Nehri’nden karşıya geçmeye çalışan Kürt ailenin içinde bulunduğu botun alabora olması sonucu 12 yaşındaki Hestiyar, 9 yaşındaki Heryad ve 5 yaşındaki Mela yaşamını yitirdi. Çocuklardan birinin cansız bedenine ulaşılırken, akıntıya kapılan diğer iki çocuğu arama çalışmaları sürüyor.
Almanya’ya ulaşmak umuduyla Süleymaniye’den yola çıkan 41 yaşındaki Hawrê Muhammed, 37 yaşındaki eşi Hozan Rostem ve üç çocukları, çarşamba akşamı Edirne’de sınır hattındaki bir apartmanın önünden gri bir Mercedes otomobille alındı.
Ormanlık bir alana bırakılan aile, bir rehber eşliğinde sulak arazilerden yürütülerek iki ülke sınırını oluşturan Meriç (Yunanistan tarafındaki adıyla Evros) Nehri üzerindeki NATO Köprüsü yakınlarına götürüldü.
Almanya’ya geçmek için 55 bin dolar anlaşma yapmışlardı
Baba Hawrê Muhammed, 13 Eylül 2026 Salı sabahı Süleymaniye’den İstanbul’a giden AJet’e ait VF374 sefer sayılı uçakta eşi ve çocuklarının videosunu kaydetmişti. Görüntülerde üç kardeşin mutlulukla birbirine baktığı görülüyordu.
İstanbul’un ardından Yunanistan’a, oradan da iltica etmek üzere Almanya’ya geçmeyi hedefleyen aile, Almanya’ya vardıklarında kaçakçıya teslim edilmek üzere 55 bin doları emanete bırakmıştı.
İlk kez devrilen bota zorla ikinci kez bindirildiler
Olay anını anlatan baba Hawrê Muhammed, salı ve çarşamba günkü sağanak yağışlar nedeniyle su seviyesinin yükseldiği nehir kıyısında küçük bir şişme bot bulunduğunu ve kendileriyle birlikte 3 kişinin daha karşıya geçmek için beklediğini söyledi.
Anne Hozan Rostem, çok sayıda çanta ve eşyayla birlikte 8 kişiyi taşıyan küçük botun bu geçişe dayanamayacağından endişe ediyordu. Nitekim bot suya açılır açılmaz alabora oldu. Anne ve baba, ilk kazada çocukları Hestiyar (12), Heryad (9) ve Mêla’yı (5) kurtarmayı başardı.
Yaşadıkları şokun ardından geçişin çok tehlikeli olduğunu belirten aile, gitmekten vazgeçti. Ancak Edirne’de yaşayan Erbilli "Rêkan" adlı kaçakçıya bağlı çalışan "Serbaz" isimli rehber, korku içindeki aileye, "Devam edip karşıya geçmeliyiz, yoksa Türk polisi bizi yakalar" diyerek baskı yaptı. Aile, tüm itirazlarına rağmen ikinci kez bota bindirildi.
“Çocuklarım gözlerimin önünde boğuldu”
Göçmen hakları aktivisti Renc Pişderi aracılığıyla Rûdaw’a ses kaydı gönderen baba Hawrê Muhammed, ikinci denemede yaşanan faciayı şu sözlerle anlattı:
"Yanımızda çok fazla eşya vardı ve tekrar bota bindik. Suya açıldığımızda dalgalar botu savurdu, bot bir ağaç gövdesine çarparak devrildi. Eşimi kurtarabildim ama üç çocuğumu Allah birer melek gibi bizden geri aldı."
Telefonla bağlandığı sırada gözyaşlarına boğulan anne Hozan Rostem ise bot devrildiğinde tüm ailesinin öleceğini düşünerek gözlerini kapatıp Kelime-i Şehadet getirdiğini belirterek, "Çocuklarım kendi gözlerimin önünde boğuldu" dedi.
Bir çocuk hastanede vefat etti, ikisi hala kayıp
Aktivisti Renc Pişderi’nin aktardığı bilgilere göre, güçlü akıntıya kapılan çocuklardan ikisi kayboldu. Sudan çıkarılan üçüncü çocuk ise kaldırıldığı Edirne’deki hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Anadolu Ajansı (AA), perşembe günü Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Jandarma ekiplerinin kayıp çocukları bulmak için nehirde ve havadan ortak arama-kurtarma operasyonu başlattığını gösteren fotoğraflar servis etti.
Büyük bir yıkım yaşayan baba Hawrê Muhammed, "Üç çocuğumu kaybettim, evim yıkıldı, altüst oldu. Bir çocuğum hastanede öldü, diğerleri ise kayıp" ifadelerini kullandı.
Acılı annenin tek isteği cenazeleri Kürdistan Bölgesi’ne götürmek
Facianın yaşanacağı gece içinde kötü bir his olduğunu anlatan anne Hozan Rostem, "Önceki gece çocuklar sürekli bana sorular soruyordu ama onlara cevap vermeye cesaret edemedim. Bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyordum. Kızım çok güzeldi. Allah'ım onların (kaçakçıların) belasını versin" diye konuştu.
Şu anda Edirne’de bir polis merkezinde tutulan çift, Türk polisinin kendilerine oldukça iyi ve saygılı davrandığını belirtti.
Çocuklarının cenazelerinin bulunması için Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nden yardım isteyen Hozan Rostem, "Tek isteğim çocuklarımın cenazelerini Kürdistan’a geri götürmek ve onları orada toprağa vermek" dedi.
.webp&w=3840&q=75)


