Erbil (Rûdaw) - Kerkük’ün Pirde nahiyesinde Irak Terörle Mücadele ekiplerinin çarşı ortasındaki baskınında katledilen 15 yaşındaki Kürt genç Muhammed Hêmin’in ailesi ve yerel yetkililer Rûdaw’a konuştu.
Amcası, güvenlik güçlerinin sivil katliamını örtbas etmek amacıyla çocuğun cebine sahte IŞİD kimliği koyduğunu ve cenazesinin üzerine "terörist" yazdığını açıklarken; Pirde Nahiye Müdürü ise olay yerine yaklaştığında askerlerin kendisine doçka doğrultup ölümle tehdit ettiğini söyledi.
Kerkük vilayetine bağlı Pirde nahiyesinde 27 Eylül’de Irak Terörle Mücadele Birimi’nin (CTS) çarşı merkezindeki bir depoya yönelik gerçekleştirdiği kanlı operasyonun yankıları büyüyor.
Rûdaw TV’de yayımlanan Berpirsyar programına katılan kurban yakınları ve yerel idareciler, iki masum gencin can verdiği fiyasko operasyonun ve sonrasındaki örtbas girişimlerinin perde arkasını anlattı.
"25 Humvee ile gelip rastgele taradılar"
Katledilen 15 yaşındaki Muhammed Hêmin’in amcası Hakim Rehman, olayın bir çatışma değil, adeta bir katliam olduğunu söyledi:
"Sadece tabancaları olan iki IŞİD militanı çarşıdaki depomuza daldı. Hemen arkalarından yaklaşık 25 zırhlı Humvee ile gelen Terörle Mücadele güçleri, hiçbir uyarı yapmadan depoya doçkalarla rastgele ateş açtı. İçerideki işçiler 'Biz siviliz, yapmayın' diye haykırdı ama kimse dinlemedi. Çocuğumuzu orada katledip cenazesini de gizlice götürdüler. Biz günlerce sağ olduğunu ve sorgulandığını düşündük."
"Hatalarını gizlemek için cebine IŞİD kimliği koydular"
Muhammed’in cenazesini ararken adli tıp morgunda karşılaştıkları skandalı anlatan amca Rehman, şunları kaydetti:
"Morgda cenazenin üzerine 'IŞİD'li' diye yazı yazmışlardı. Yaptıkları korkunç askeri hatayı örtbas etmek için Muhammed’in cebine Şergatlı bir IŞİD militanının kimliğini koymuşlar. Çocuğun bedeni doçka mermileriyle o kadar parçalanmıştı ki başının büyük kısmı yoktu; yıkanacak ya da annesinin görebileceği hali kalmamıştı. Onu sadece atleti, şortu ve vücudundaki bir benden teşhis edebildik."
Nahiye müdürüne doçkalı ölüm tehdidi
Pirde Nahiyesi Müdürü Muttalib Necmeddin ise operasyonun tamamen yerel yönetimden gizli yürütüldüğünü belirterek dehşet anlarını anlattı:
"Ben bu ilçenin en üst mülki ve güvenlik amiriyim, bana tek kelime haber verilmedi. Silah seslerini duyup olay yerine koştuğumda zırhlı araçtaki askerler doçka namlusunu doğrudan göğsüme doğrulttu. 'Ben nahiye müdürüyüm' diye bağırdım, ölümle tehdit ettiler. Yerel polis ve istihbarat birimlerini bile alana yaklaştırmadılar."
Skandal itiraf: Kafası yoktu, kimliği rastgele koyduk
Kerkük İl Meclisi Güvenlik ve Savunma Komisyonu Üyesi Dr. Ahmed Kerküki ise Terörle Mücadele yetkililerinin basına kapalı bir toplantıda skandalı itiraf ettiğini açıkladı:
"Valinin dahi haberi yoktu. Yetkililerle yaptığımız toplantıda bir subay, 'Çatışmada militanın cebinden düşen cüzdandaki iki kimliği yerdeki cesetlere rastgele paylaştırdık. Muhammed’in kafatası parçalandığı için sivil olduğunu fark edemedik' diyerek kimliğin çocuğun cebine sonradan konulduğunu bizzat itiraf etti."
Şehit ilan edildiler, aile dava açtı
Kerkük İl Meclisi’ndeki Kürt grupların ve kamuoyunun sert tepkisi üzerine Kerkük Valisi devreye girdi. Şehitler Kurumu’na verilen talimatla, operasyonda öldürülen masum gençler Muhammed Hêmin ve Murad Zana resmi olarak "şehit" statüsüne alındı ve haklarındaki asılsız terör yaftası temizlendi.
Muhammed’in acılı ailesi ise Pirde Mahkemesi’nde Irak Terörle Mücadele Birimi aleyhine resmi dava açarak, Başbakan Ali Zeydi’den sivil katliamına imza atan birliğin askeri mahkemede yargılanmasını talep etti.



