Erbil (Rûdaw) - Rûdaw Araştırmalar Merkezi’nde, Rojava’daki Kürt siyasi hareketinin 100 yıllık tarihsel gelişimi ve siyasi örgütlenmenin kökleri ele alındı.
Kürt araştırmacılar Dr. Azad Ahmed Ali ve Siyamend Haco’nun konuşmacı olarak katıldığı seminere siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler ve yazarlar iştirak etti.
Seminerde, son dönemde çeşitli uluslararası arşivlerde ortaya çıkarılan tarihi belgeler ve tanıklıklar ışığında Rojava’daki Kürt siyasi örgütlenmesinin tarihsel gelişimi ve dönüm noktaları değerlendirildi.
“Kürt siyasi hareketinin örgütsel tarihi yeniden okunmalı”
Seminerin açılışında konuşan Dr. Azad Ahmed Ali, çalışmanın amacının son yıllarda uluslararası arşivlerde ortaya çıkan yeni belgeler üzerinden Kürt siyasi hareketinin örgütsel tarihini yeniden ele almak olduğunu söyledi.
Çeşitli üniversite ve enstitülerin arşivlerindeki belgelere ulaştıklarını belirten Ali, söz konusu arşivlerin Rojava’daki Kürt hareketinin tarihinin belgelere dayalı olarak yeniden incelenmesine imkan sağladığını ifade etti.
Sevr ve Lozan süreçlerinde Kürtlerin rolü
Dr. Azad Ahmed Ali, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu’da oluşan yeni siyasi dengelerle birlikte Kürt hareketinde modern ve örgütlü bir diplomatik anlayışın gelişmeye başladığını belirtti.
Kürtlerin bir yılı aşkın süre devam eden Sevr Barış Konferansı’na katılımının, Kürdistan’ın siyasi bir aktör olarak varlığını ortaya koyduğunu ifade eden Ali, “Bağımsız Kürdistan projesi konferansta gündeme getirildi” dedi.
Ali, İbrahim Paşa Milli ailesine ait tarihi belgelere dayanarak, Kürtlerin 1920-1921 yıllarında Deyrizor ve Suriye Cezire’sindeki gelişmelerde önemli rol oynadığını ifade etti.
Fransa’nın o dönemde Kürtlere askeri destek verdiğini belirten Ali, Fırat’ın doğusundaki Cezire bölgesinin o dönemde Suriye’nin bir parçası olmadığını ifade etti.
Ali, Ankara hükümetinin bölgedeki hakimiyetinin ardından çok sayıda Kürt liderin Anadolu’dan ayrılarak Şam, Beyrut ve sınır hattındaki Kürt yerleşimlerine geçtiğini ve siyasi faaliyetlerini buralarda sürdürdüğünü söyledi.
“1926’da Kürt siyasi örgütlenmesi vardı”
Araştırmacı Siyamend Haco ise sunumunda, ilk kez paylaşıldığını belirttiği 3 tarihi belgeye dikkat çekerek, Rojava’da 1926’dan itibaren kurumsal bir Kürt siyasi örgütlenmesinin bulunduğunu söyledi.
Söz konusu yapının genel başkan, yüksek kurul ve merkez komite gibi organlara sahip olduğunu belirten Haco, bu nedenle örgütün aşiretler üstü ve modern bir siyasi yapılanma niteliği taşıdığını ifade etti.
Haco, belgelerden birinin Lolan aşireti lideri Dr. Ahmed Sabri tarafından dönemin Suriye ve Lübnan’daki Fransız Askeri Yüksek Temsilcisi General Billotte’a gönderilen resmi bir mektup olduğunu aktardı.
Belgede örgütün "Kürdistan Kurtuluş Kongresi" olarak adlandırıldığını belirten Haco, Ahmed Sabri’nin Kürdistan’da özerk bir hükümet kurulmasını ve Fransa’nın Kürtlere himaye sağlamasını talep ettiğini söyledi.
Örgütün önde gelen isimleri arasında Emin Berihan ve Heverka aşireti lideri Haco Ağa’nın bulunduğunu belirten Hajo, resmi yazışmaların "Merkez Komite" imzasıyla yapılmasının da örgütün hiyerarşik bir yapıya sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.
Xoybûn ile bağlantı
Haco, 1926 tarihli örgütün programında yer alan siyasi taleplerin, 1927’de kurulan Xoybûn Cemiyeti’nin tüzüğüyle büyük ölçüde örtüştüğünü belirtti.
Emin Berihan ve Haco Ağa’nın da 1927’de Beyrut’ta kurulan Xoybûn’un kurucuları arasında yer aldığını ifade eden Haco, bu durumun Rojava’daki siyasi örgütlenme ile Xoybûn arasında tarihsel bir bağlantıya işaret ettiğini söyledi.
Kürdistan Demokrat Partisi-Suriye (PDK-S) Politbüro Üyesi Kamiran Haco da seminerde yaptığı konuşmada, Rojava’daki ilk siyasi yapılanmaya ilişkin daha fazla arşiv araştırmasına ihtiyaç olduğunu belirtti.
Haco, söz konusu yapının programatik bir siyasi parti mi yoksa dönemsel bir cephe mi olduğunun daha fazla belgenin ortaya çıkarılmasıyla netleşebileceğini ifade etti.
1937 Topuz Kongresi
Rûdaw Medya Grubu Gazetecisi Hüseyin Ömer ise Rojava’daki özerklik ve statü taleplerinin gelişimine ilişkin sunumunda, 4 Temmuz 1937’de düzenlenen Topuz Kongresi’ne dikkat çekti.
Kongreye 15 Kürt lider, 11 Hristiyan temsilci ve Cezire bölgesindeki 3 Arap aşiret reisinin katıldığını belirten Ömer, kongrede öne çıkan talepleri şöyle sıraladı:
-Bölgeye geniş kapsamlı idari özerklik verilmesi
-Bölgenin yerel halk tarafından yönetilmesi
-Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi
-Memur ve yöneticilerin yerel halk arasından atanması
Ömer, söz konusu taleplerin Şam’daki merkezi yönetime karşı Cezire’nin Kürt kimliğini ve yerel yönetim talebini ortaya koyduğunu söyledi.
Siyamend Haco da Topuz Kongresi kararlarının Milletler Cemiyeti’ne resmi muhtıra olarak iletildiğini belirterek, o dönemde Kürt hakları konusunda cemiyete 50’den fazla başvuru yapıldığını ifade etti.
Dr. Azad Ahmed Ali ise 1937’de Cezire’de büyük bir halk ayaklanmasının başladığını, isyancıların Şam yönetimi tarafından atanan valiyi rehin aldığını ve merkezi hükümetin bazı görevlilerini bölgeden çıkardığını söyledi.
Ali, Cezire’nin iki yıldan uzun süre Şam yönetiminin doğrudan denetimi dışında fiili bir özerklik yaşadığını belirtti.
Seminer, katılımcıların soru ve değerlendirmeleriyle sona erdi.



