Erbil (Rûdaw) – Kendini feheden PKK'nin çatı örgütlenmesi KCK, Haseke’de Sipan Hiznî’nin öldürülmesi ve Kobanê Cezaevi’nde çıkan yangında 7 kişinin hayatını kaybetmesi dolayısıyla bir açıklama yayımladı. KCK, Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’de yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Şam yönetiminin yaklaşımını eleştirdi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “Hesekê’de katledilen Sipan Hiznî ve Kobanê’de zindanda yanarak yaşamlarını yitiren 9 insanımızın ailelerine başsağlığı; yaralılara da acil şifalar diliyoruz” dedi.
“Rojava Devrimi ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi 6 Ocak 2026’da uluslararası bir plan dahilinde Suriye’deki HTŞ ağırlıklı geçici yönetim güçleri tarafından saldırıya uğradı” denilen açıklamada, Öcalan’ın çağrısının ardından Şam yönetimi ile Özerk Yönetim arasında anlaşma sağlandığı ifade edildi.
"Entegrasyonun demokratik yanı farklı tüm kimliklerin eşit görülmesiyle sağlanır"
Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı: “Bu saldırı karşısında Rêber Apo, Türkiye başta olmak üzere tüm bölge ülkeleri için öngördüğü demokratik entegrasyon politikası çerçevesine sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesini istedi. Bu çağrı sonrası geçici Şam hükümeti ile Özerk Yönetim arasında bir anlaşma sağlandı. Rêber Apo önceden de Suriye’nin demokratikleşmesi temelinde sorunların çözülmesi için perspektif vermişti. Bu perspektifinin demokratik entegrasyonla sağlanabileceğini de defalarca Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimine iletmiştir. Bir entegrasyon demokratikleşme temelinde olacaktır. Entegrasyonun demokratik yanı farklı tüm kimliklerin eşit ve özgür olarak görülmesiyle sağlanır”
KCK: Anadilde eğitim sınırlandırılmak isteniyor
KCK açıklamasında, Rojava Özerk Yönetim’in aylardır demokratik entegrasyon konusunda Şam hükümetiyle görüşmeler yürüttüğü ve toplumsal mücadele verdiği belirtildi.
Açıklamada son dönemde demokratik entegrasyon konusunda sorunların yaşandığı ifade edilerek Kürtçe eğitime yönelik uygulamalar eleştirildi:
“Özerk Yönetim aylardır demokratik entegrasyon için hem Şam hükümetiyle görüşmeler yapmakta hem de bu konuda toplumsal bir mücadele yürütmektedir. Ancak son zamanlarda demokratik entegrasyon konusunda sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bir halkın anadilde eğitiminin tartışma dışı olması gerekirken Rojava ve Kürtlerin bulunduğu alanlarda 14 yıldır yapılan anadilde eğitim engellenmek istenmektedir. Kürtçe eğitim ciddi biçimde sınırlandırılmaya çalışılmaktadır. 14 yıldır yapılan eğitime yönelik bu saldırı; geçici Şam hükümetinin Kürt varlığını gerçek anlamda tanımak istemediğini göstermektedir. Böylece BAAS milliyetçiliğinin dinci versiyonu dayatılmaktadır.
"BAAS rejimiyle kıyaslamak demagojidir"
Halkımız ve gençler buna karşı günlerdir ayaktadırlar. Anadilde eğitimlerine sahip çıkacaklarını göstermişlerdir. Kürt halkının bu örgütlü gücü anadilde eğitimin sürdürülmesini sağlayacaktır. Halk ve öğrenciler, anadilde eğitimimiz kırmızı çizgimizdir, demektedirler. BAAS döneminde hiç öğretilmiyordu, demek bir demagojiden ibarettir. BAAS rejimiyle kıyaslamak daha baştan Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamını sınırlamanın zeminini yaratmaktır. Halkımız bu tür oyunları da kabul etmeyeceğini göstermiştir.”
“Demokratik entegrasyon yerel iradenin kabul edilmesiyle olur”
KCK, demokratik entegrasyonun yerel demokrasinin ve yerel iradenin kabul edilmesini gerektirdiğini belirterek Kobanê’deki son olayları bu açıdan değerlendirdi.
“Demokratik entegrasyon her şeyden önce yerel demokrasiyi, yerelin iradesini kabul etmekle olur. Kobanê’deki son yaşananlar göstermiştir ki, geçici Şam hükümeti yerel iradeyi reddetmektedir. Yerelde çözülecek sorunları Şam’dan ve Halep’ten güç göndererek çözme yaklaşımı aslında BAAS iktidarının yönetim kültürünü sürdürmek anlamına gelmektedir.”
KCK: Müdahale Kürtlerin tepkisine yol açtı
Açıklamada, Şam hükümetinin yaklaşımının yalnızca Rojava ve Suriye’deki Kürtlerin değil, Kürdistan’ın dört parçasındaki ve dünyadaki Kürtlerin tepkisine yol açtığı belirtildi.
“Geçici Şam hükümetinin bu yaklaşımı sadece Rojava ve Suriye’deki Kürt halkı tarafından değil, Kürdistan’ın dört parçası ve dünyadaki tüm Kürtler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. DEM Parti, Kobanê’deki müdahaleyi demokratik entegrasyon sürecine yönelik bir provokasyon olarak değerlendirmiştir. Rojava ve Suriye’deki Kürt nüfusunun Kürdistan’ın diğer parçalarından az olması sahipsiz oldukları ve bu saldırıyı kabul edecekleri anlamına gelmemektedir.”
KCK, Rojava ve Suriye’deki Kürtlerin örgütlü olduğunu ve demokratik eylemler yoluyla saldırılara karşı koyabileceğini ifade etti.
“Rojava ve Suriye’deki Kürtler demokratik devrimini yapmış Kürtlerdir. Bu devrim onlara bir bilinç, irade ve örgütlülük kazandırmıştır. Halkımız bu gücünü demokratik eylemliliklerle ortaya koyarak her türlü saldırıyı püskürtebilir. Demokratikleşme ve temel demokratik haklar beklenerek ne korunur ne de kazanılır! Bu açıdan halkımız demokratik haklarını meşruiyet içinde kullanabilir. Anadilde eğitim için halkın ve öğrencilerin tutumları demokratik haklarını kullanmalarına önemli bir örnektir. Demokratik mücadeleyi güçlü tutmak ve süreklileştirmek için demokratik toplum örgütlenmesinin yaygın ve derinliğine gerçekleştirmek çok önemlidir.”
KCK’dan Şam’a çağrı
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, geçici Şam hükümetine de çağrıda bulundu.
“Geçici Şam hükümeti, kendilerine de zarar verecek yaklaşım, tutum ve müdahalelerden uzak durmalıdır. Kürdün gücünü demokratikleşme ve Suriye’nin istikrarı için değerlendirmelidir. Suriye devleti tüm kimliklerin ve inançların özgür ve demokratik yaşamını tanıdıkça istikrara kavuşur ve güçlenir.”


