Erbil(Rûdaw)- Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, Kürdistan Bölgesi Başkanı'nın Kürdistan halkının temsilcisi olarak ve anayasal yetkileri doğrultusunda Bağdat'taki tarafları bir araya getirmede, bölgesel ve uluslararası düzeyde arabuluculuk yapmada önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Şehab, Neçirvan Barzani’nin Rojava ile Suriye’deki tarafları yakınlaştırmada da önemli bir rol oynadığını söyledi.
Şehab, “Neçirvan Barzani, bölgedeki çıkarlar ile Kürdistan Bölgesi'nin anayasal haklarını koruma arasında bir denge oluşturmayı başardı” dedi.
Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, Rûdaw muhabiri Rencê Cemal'e yaptığı açıklamada, Neçirvan Barzani'nin Bağdat'a gerçekleştirdiği düzenli ziyaretlerin ve Ali Zeydi hükümetine verdiği desteğin Irak'ın istikrarı üzerinde olumlu etkisi olduğunu söyledi.
Şehab, “Kürdistan Bölgesi Başkanı sürekli olarak Irak'ın üst düzey yöneticilerinin toplantılarına davet ediliyor. Bu da tüm tarafların onun dengeleyici rolüne duyduğu güvenin göstergesidir” dedi.
Rojava’daki rolü
Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü, Neçirvan Barzani'nin Rojava ve Suriye dosyasındaki rolüne de dikkat çekerek, Neçirvan Barzani'nin DSG ile Suriye hükümetinin görüşlerini birbirine yaklaştırmada etkili bir rol oynadığını ve bunun Suriye'de Kürtlerin haklarının korunması amacıyla “tarihi bir anlaşmaya” zemin hazırladığını açıkladı.
Dilşad Şehab, “Kürdistan Bölgesi Başkanı'nın Münih Güvenlik Konferansı'na katılması ve dünya liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeler, Kürdistan Bölgesi'nin bölgedeki başlıca aktörlerden biri olarak konumunu güçlendirdi. Büyük güçler arasındaki rekabetin ortasında Kürdistan halkının çıkarlarını korumayı başardı” ifadelerini kullandı.
Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab’ın Rûdaw’ın sorularına verdiği yanıtlar şu şekilde:
Rûdaw: Sayın Dilşad Şehab, Kürdistan Bölgesi Başkanı birkaç kez Bağdat'a gitti ve Irak'ın yeni hükümetine desteğini açıkladı. Bu desteğin ve koordinasyonun gelecekteki sonucu ne olacaktır?
Dilşad Şehab: Bildiğiniz gibi Irak'ın karşı karşıya olduğu ve doğal olarak Irak'ın tamamını, Kürdistan Bölgesi'ni de kapsayan bazı zorluklar var. Gerçekten artık Irak'ın yeniden bazı iç sorunlarla karşı karşıya kalmasına ve bizim de Kürdistan Bölgesi'ndeki vatandaşların en küçük hakları konusunda bile Bağdat'la yeniden müzakere etmek zorunda kalmamıza tahammülümüz yok. Geçmiş dönemlerin büyük bölümünde durum böyleydi.
Ancak şimdi gördüğünüz gibi gerçekten çok iyi bir karşılıklı anlayış var. Sayın Kürdistan Bölgesi Başkanı, Irak liderlerinin Devlet Yönetim Konseyi ve ülkeyi yönetmek için oluşturulan koalisyonla yaptığı toplantılara katılıyor. Aynı zamanda Kürdistan Bölgesi Başkanı, Irak'ın liderleriyle yapılan toplantılara sürekli davet ediliyor.
Bu, federal makamlarla Kürdistan Bölgesi arasında federal bir yaklaşımın uygulanması açısından başlı başına olumlu bir adımdır.
Biz Kürdistan Bölgesi olarak hiçbir zaman sorun çıkarmanın öncüsü olmadık. Ne zaman bir sorun yaşandıysa, bizim tarafımızdan verilen tepki, Kürdistan Bölgesi halkının elinden alınan haklara yönelik oldu.
Örneğin sürekli gündeme getirilen memur maaşları meselesi. Hiçbir anayasa veya yasa, siyasi bir anlaşmazlığın olsa bile bir vatandaşı bir makamla veya bir partiyle yaşadığın siyasi anlaşmazlık nedeniyle cezalandırmana izin vermez. Vatandaşların hakları bundan daha büyüktür.
Bize göre Sayın Zeydi'nin ve birçok Iraklı gücün sahip olduğu bu yaklaşım, Irak'ın yıllardır içinde bulunduğu acı deneyimin sonucudur. Irak'ta ekonomi, hizmetler, uluslararası konum veya komşuluk ilişkileri açısından hak ettiği ilerleme sağlanamadı. Dolayısıyla bunun her açıdan yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
Sayın Zeydi, parlamentoya sunduğu hükümet programında bu konuda hazırlıklı olduğunu gösterdi. Kürdistan Bölgesi de bu adımlara tam desteğini ortaya koydu.
Kürdistan Bölgesi Başkanı, bütün toplantılarda Kürdistan Bölgesi'nin ekonomik açıdan, Amerika ile İran arasındaki savaş nedeniyle Irak'ın içine düştüğü derin krizden çıkılmasına yardımcı olabilecek her alanda katkı sunmaya hazır olduğunu gösterdi.
Rûdaw: Amerika ile İran arasındaki savaştan söz ettiniz. Kürdistan Bölgesi Başkanı'nın bölgedeki rolü neden sürekli bu kadar öne çıkarılıyor?
Dilşad Şehab: Bunu bizim söylememiz belki herkes için daha kolay olabilir. Ancak elimizde başkalarının ağzından aktarılan kanıtlar ve tanıklıklar ile ortaya çıkan sonuçlar var. Bunlar, bölgede bu kadar çok sorun ve karmaşanın, ulusal çatışmaların yaşandığı bir ortamda; çıkarları çatışan tarafların çıkarlarıyla karşı karşıya gelmeden bir dengeyi koruyacak, aynı zamanda Kürdistan Bölgesi'nin konumunu, varlığını ve haklarını ve Kürt halkının haklarını koruyacak bir yol izlemenin gerçekten kolay olmadığını gösteriyor.
Bence Sayın Kürdistan Bölgesi Başkanı bunu çok başarılı bir şekilde başardı. Bugün tüm dünyanın da tanıklık ettiği gerçek budur.
Gerçekten bu kişisel bir başarı değildir. Bu bir makamdır. Sayın Kürdistan Bölgesi Başkanı'na bu gücü veren şey, Kürdistan Bölgesi'nin desteği ve halkı temsil eden o resmi makamın başkanlığını yürütmesidir.
Yasalara göre Kürdistan Bölgesi Başkanı, Kürdistan halkını temsil eder. Bu destek ve resmi konum, onun bu rolü üstlenmesini mümkün kılmıştır. Dolayısıyla biz, Kürdistan Bölgesi Başkanı'nın bu rolü üstlenebilmiş olmasından memnunuz. Kendisi de halkının desteğine sahip olmaktan ve Kürdistan Bölgesi'nin sahip olduğu anayasal çıkarları korumaktan memnuniyet duyuyor.
Bence şimdiye kadar çok başarılı bir çalışma yürütüldü. Bu rol, çevresi kuşatılmış ve sınırlı imkânlara sahip küçük bir bölge olan Kürdistan Bölgesi'nin rolünden çok daha büyük görünebilir.
Rûdaw: Suriye'de yeni bir anlaşma yapıldı. Kürdistan Bölgesi Başkanı'nın bu süreçteki rolü ne oldu?
Dilşad Şehab: Öncelikle bir gerçeği bilmemiz gerekiyor. Kürdistan Bölgesi'nin Türkiye'deki barış sürecine ve Rojava'da, Suriye'de yaşanan gelişmelere ve anlaşmalara yönelik izlediği politika, Kürdistan Bölgesi'nin temel haklarımızdan taviz vermeden, bu devletlerin özelliklerini de dikkate alarak başarılı ve tarafsız bir politika izleyebildiğini gösteriyor.
Rojava'daki karmaşa tehlikeli bir seviyeye ulaştığında, Sayın Başkan Barzani'nin bu sorunun daha fazla büyümesini önlemede çok büyük ve etkili bir rol oynadığını özellikle belirtmek gerekir. Çünkü bunun bir Kürt-Arap sorunu veya Kürt-Arap savaşı olarak gösterilmesi yönünde ciddi çabalar vardı.
Sayın Başkan Barzani, Sayın Şara ve Sayın Mazlum ile kurduğu ilişkiler aracılığıyla bir dizi düğümün çözülmesinde ve böylesi bir durumun sakinleştirilmesinde önemli rol oynadı. Çatışmanın yönünün Kürt-Arap savaşı olmaktan çıkarılıp normal bir siyasi rekabete dönüştürülmesinde etkili oldu.
Daha sonra karşılıklı iletişim ve görüşme aşamaları başladı. Kürdistan Bölgesi Başkanı olarak biz birçok toplantıya katıldık. Aynı şekilde Suriye'nin yeni yönetimiyle gerçekleştirilen ikili görüşmelerde de yer aldık.
Biliyorsunuz, Sayın Neçirvan Barzani Münih'te Suriye Dışişleri Bakanı'nı kabul ettiğinde, bu yönetimin nereye gideceğine dair ortada henüz net bir tablo yoktu. Irak'ta da bunun nasıl ele alınacağı konusunda ciddi bir rahatsızlık vardı ve net bir perspektif bulunmuyordu.
Ancak liderlerin farkı ve ileri görüşlülüğü tam da burada ortaya çıkıyor. İnsanların bu tür bir ilişki kurmaya biraz çekindiği bir dönemde iletişim kapısı açıldı. Bu görüşmeler bir iletişim köprüsü oluşturdu.
Bunun yanı sıra Sayın Mazlum Abdi, İlham Ahmed ve DSG ile PYD'nin liderliğiyle de sürekli iletişim vardı. Bazı ayrıntıları paylaşmanın doğru olup olmadığını bilmiyorum ancak gerçekten bu ayrıntıların içinde, Sayın Neçirvan Barzani'nin Sayın Mazlum Abdi'nin Münih Konferansı'na katılmasında ne kadar rol oynadığına bizzat tanık oldum.
Bununla neyi kastediyorum? Bütün bunlar iki amaç içindi. Birincisi, Rojava'daki Kürtlerin barış ve birlikte yaşamaya hazır olduğunu göstermek ve bu mesajın halka ve dünyaya ulaşmasını sağlamaktı.
Sayın Mazlum Abdi oraya geldiğinde siyasi görüşmeler gerçekleştirdi. Kürtlerin, IŞİD'e veya başka güçlere karşı savaşan bir grup savaşçı olarak tanımlanması yerine, topraklarda siyasi varlığı bulunan bir halk olduğu ve bununla siyasi olarak muhatap olunması gerektiği anlayışı öne çıktı.
Aynı zamanda, söylediğim gibi, diğer taraflarla da temaslar sürdürüldü.
Dikkat çekici ve çok önemli olan nokta şu ki, Kürdistan Bölgesi'nin konumu gerçekten büyük bir saygıyla karşılanıyor. Sorunun tarafları; bir tarafta Türkiye hükümeti, diğer tarafta Kandil, diğer tarafta İmralı heyeti ve diğer tarafta DEM Parti olmak üzere, hepsi Sayın Kürdistan Bölgesi Başkanı'nın bu süreçte olumlu ve etkili bir rol oynamasını kabul ediyor.
Bu Türkiye'nin iç meselesidir ancak onun kabul gören konumu nedeniyle bu rolüne sıcak bakılıyor.
Suriye'de de bu Suriye'nin iç meselesidir. Bir ülke olarak bakıldığında böyledir. Ancak hem bizim tarafımız, yani Rojava'daki kardeşlerimiz, hem de saygıyla yaklaştığımız devlet tarafı, Kürdistan Bölgesi Başkanı'nın sonunda olumlu bir rol üstlenebileceği zeminin oluşmasına katkı sağladı.
Bu nedenle bence Suriye'de şu anda yaşananlar, bu yılın başında yine Kürdistan Bölgesi'nin arabuluculuğu ve çabaları sonucunda varılan anlaşmanın uygulanması veya uygulanmasının bir parçasıdır.
Her zaman aklıma geliyor; bizim bu kadar desteklediğimiz anayasa konusunda Sayın Başkan Barzani zamanında “Bizim bütün haklarımız bu anayasada yok ancak bu hayat ve süreç devam ediyor” demişti.
Bence iyi bir mesafe katettik. Doğru, şu anda halkımızın, Kürtlerin birçoğu orada yaşananların Kürtlerin beklentilerinin altında olduğunu düşünebilir. Ancak bu iyi bir adımdır.
Her zaman birkaç yıl önce halkımızın orada kimliğinin bile olmadığını göz önünde bulundurmalıyız. Bugün kendi diliyle eğitim görüyor, bugün yönetime katılıyor, bugün parlamentoda temsil ediliyor.
Biz nasıl Bağdat'ta Kürtlerin haklarını konuşuyorsak, Kürdistan Bölgesi Başkanı da Şam'da Cumhurbaşkanı ile Kürtlerin dili ve haklarının ayrıntıları hakkında konuştu.
Gerçekten de bu konum, güven ve iyi ilişkiler olmasaydı, başka bir ülkeden gelen bir kişinin bu şekilde kabul edilmesi bir devlet için kolay olmayabilirdi.
Ancak Sayın Şara'nın yaklaşımı gerçekten büyük saygıyı hak ediyordu. Kürdistan Bölgesi Başkanı'na karşı son derece dostane bir yaklaşım sergiledi. Nihai amacı da orada istikrarın sağlanması ve halkımızın haklarının korunmasıydı.
Rûdaw: Teşekkür ederiz.
Dilşad Şehab: Ben teşekkür ederim, sağ olun.


