Haber Merkezi - Süleymaniye’nin Çemçemal ilçesi ve çevresinde bu sabah 3,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Sarsıntı sırasında güçlü bir ses de duyulurken, deprem uzmanı Dr. Lokman Müftü, sesin yer altındaki tabakaların hareketi ve çarpışmasından kaynaklanabileceğini söyledi.
Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi (EMSC), Çemçemal ilçesinde meydana gelen depremin 3,9 büyüklüğünde olduğunu açıkladı.
Dr. Lokman Müftü ise, Rûdaw’a yaptığı açıklamada, depremin saat 01.27’de meydana geldiğini ve büyüklüğünün yaklaşık 4 olduğunu belirtti.
Depremin Çemçemal ile Sengaw arasındaki bölgede, Süleymaniye sınırları içerisinde ve yaklaşık 11 kilometre derinlikte meydana geldiğini söyledi.
Deprem sırasında güçlü ses duyuldu
Deprem sırasında Çemçemal ve çevresindeki vatandaşlar güçlü bir sarsıntı yaşadıklarını ve korkutucu bir ses duyduklarını bildirdi. Vatandaşlar, depremin ardından çektikleri görüntüleri Rûdaw’a gönderdi.
Dr. Müftü, duyulan sesin yer altındaki tabakaların hareketi veya kırılması sonucu ortaya çıkmış olabileceğini belirtti.
Müftü, bölgede Arap Levhası ile Avrasya ve İran levhaları arasındaki hareketliliğe dikkat çekerek, bu hareketlerin milyonlarca yıl boyunca Zagros Dağları’nın oluşumunda rol oynadığını söyledi.
Uzman, 2023’te Türkiye’de meydana gelen büyük depremden birkaç gün önce bazı bölgelerde benzer güçlü seslerin duyulduğunu hatırlatarak, bölgede daha büyük bir deprem yaşanmamasını umduklarını ifade etti.
Zagros’un altında 1.500 kilometrelik jeolojik yarık
Bölgede yaşanan jeolojik hareketlilikle ilgili daha önce yapılan bir araştırma da dikkat çekiyor.
Göttingen Üniversitesi’nden uluslararası bir araştırma ekibi, Türkiye’nin güneydoğusundan başlayarak Kürdistan Bölgesi’ni içine alan ve Rojhilat boyunca uzanan yaklaşık 1.500 kilometrelik bir jeolojik yarık tespit etmişti.
Araştırmaya göre söz konusu yapı, milyonlarca yıl önce kapanan Tetis Okyanusu’ndan geriye kalan okyanusal levhanın kopması sonucu oluştu.
Bilim insanları, Zagros Dağları’nın altında bulunan bu okyanusal levhanın yer kabuğunu aşağı doğru çekerek bölgede büyük bir çöküntü oluşturduğunu belirtiyor.
Göttingen Üniversitesi’nden Kürt bilim insanı Dr. Renas Xoşnav, levhanın bölgeyi aşağı çekmeye devam ettiğini, ancak Türkiye’ye doğru bu hareketin sığlaştığını belirterek bunun okyanusal levhanın koptuğunu ve yarığın yayılmayı sürdürdüğünü gösterdiğini ifade etmişti.
Araştırmacılar, yarığın yayılma hızını “takvimden kopan bir yaprak” benzetmesiyle tanımlarken, söz konusu jeolojik sürecin oldukça karmaşık olduğuna dikkat çekiyor.
Hareketlilik Irak ve İran’ı da etkiliyor
Araştırmalara göre söz konusu jeolojik hareketlilik yalnızca Türkiye’yi değil, Kürdistan Bölgesi, Rojhilat, İran ve Irak’ı da etkiliyor.
Tetis Okyanusu, geçmişte Arap Levhası ile Avrasya Levhası arasında bulunuyordu. Milyonlarca yıl önce kapanan okyanusun kalıntılarının günümüzde Akdeniz, Karadeniz ve Hazar Denizi çevresindeki yapılarda bulunduğu belirtiliyor.
Bilim insanları, Zagros Dağları’nın derinliklerinde bulunan okyanusal levhanın yer kabuğunu aşağı çekmesinin depremler ve yeni maden yataklarının oluşumu gibi önemli jeolojik sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor.
“Kısa sürede çok sayıda deprem yeni sarsıntılara işaret edebilir”
Dr. Müftü, bölgede son dönemde meydana gelen depremlere de değinerek küçük depremlerin yer altındaki enerjinin açığa çıkmasına yardımcı olabileceğini söyledi.
Bununla birlikte kısa süre içerisinde deprem sayısının artmasının yeni sarsıntıların meydana gelme ihtimaline işaret edebileceğini belirten Müftü, son bir ay içerisinde Kerkük ve çevresinde de çok sayıda deprem yaşandığını kaydetti.
Müftü, deprem sayısındaki artışın yer altındaki levhalarda daha fazla hareketlilik yaşandığının göstergesi olabileceğini ifade etti.
Uzman ayrıca Irak’ın Enbar bölgesi ve Suudi Arabistan gibi çöl alanlarında depremlerin daha nadir görüldüğünü, sismik hareketliliğin daha çok dağlık bölgelerde yaşandığını belirtti.
Müftü’ye göre Zagros Dağları’na yaklaşıldıkça güçlü deprem yaşanma ihtimali de artıyor.


.webp&w=3840&q=75)