Erbil (Rûdaw) - Kerkük’ün Pirde nahiyesinde Irak Terörle Mücadele Birimi’nin (CTS) IŞİD hücresine yönelik düzenlediği operasyon, büyük bir sivil trajediye ve siyasi krize dönüştü.
Kalabalık çarşı merkezindeki bir depoya ağır silahlarla yapılan koordinasyonsuz baskında, depoda çalışan iki Kürt genç doçka mermileriyle feci şekilde can verdi.
Öldürülen gençlerden birinin kamuoyuna "IŞİD militanı" olarak duyurulması ve cenazesinin tanınmaz hale getirilmesi ise bardağı taşıran son damla oldu.
Irak güvenlik güçlerinin IŞİD kalıntılarına karşı yürüttüğü operasyonlar, Kerkük iline bağlı Pirde nahiyesinde “sivil katliamıyla” sonuçlanan büyük bir operasyonel zafiyeti gün yüzüne çıkardı.
27 Eylül 2026 tarihinde Pirde ilçe merkezinde meydana gelen olayda, Irak Terörle Mücadele Birimi’ne (CTS) bağlı birlikler, takip ettikleri IŞİD mensuplarını kalabalık çarşı merkezinde kıstırdı.
Ancak operasyonun icra ediliş biçimi, kullanılan ağır silahlar ve yerel birimlerin tamamen devre dışı bırakılması, iki masum gencin hayatına mal olurken arkasında büyük bir skandallar zinciri bıraktı.
Bir istihbarat takibi çarşı ortasında çatışmaya dönüştü
Rûdaw’ın ulaştığı güvenlik ve yerel kaynaklara göre operasyonun anatomisi şöyle gelişti:
Militanlar 1 aydır takipteydi: Irak istihbaratı, bölgedeki IŞİD hücresini yaklaşık bir aydır izliyordu. Asıl plan, militanları meskun mahal dışında, kırsal ve boş bir arazide etkisiz hale getirmekti.
Çarşıda panik: Güvenlik güçlerinin takibini fark eden militanlar, Pirde merkezinde araçlarını terk ederek sivil halkın yoğun olduğu bir ev eşyası deposu ve markete daldı.
10 Humvee ve ağır silahlarla baskın: CTS birlikleri, 10’dan fazla zırhlı Humvee aracıyla çarşı merkezine girdi. Çevrede sivillerin bulunmasına aldırış edilmeksizin depoya ve çevresine doçka ve Biksi silahlarıyla binlerce mermi sıkıldı, roketatarlar kullanıldı.
Çatışmada iki IŞİD militanı öldürülürken (birinin üzerindeki intihar yeleğini patlattığı belirtildi), kaçan üçüncü militan olay yerinden uzakta sağ yakalandı. Çatışmada bazı CTS mensupları da yaralandı.
İki masum sivil, iki ayrı dram: Murad Zana ve Muhammed Hêmin
Operasyonun faturası, hiçbir şeyden habersiz ekmek parası için o depoda çalışan iki sivil gence kesildi:
Murad Zana: Çatışmanın ortasında kalan genç, başına isabet eden kurşunla olay yerinde hayatını kaybetti. Ailesi, militanların sığındığı bir dükkana hiçbir güvenlik koridoru oluşturulmadan doğrudan ağır makineli tüfeklerle ateş açılmasına isyan etti.
Muhammed Hêmin: Olay anında depoda bulunan ve 3 gün boyunca kayıp olarak aranan gencin trajedisi ise tam bir skandala dönüştü. Olaydan 3 gün sonra ailesine teslim edilen Muhammed’in naaşının ağır doçka mermileriyle baş kısmının parçalandığı ve tanınmaz halde olduğu görüldü.
Ailesi genci yalnızca üzerindeki kıyafetlerinden teşhis edebildi.
En büyük skandal
Irak Terörle Mücadele Birimi, olay günü yaptığı resmi açıklamada "2 IŞİD militanının öldürüldüğünü" duyurmuştu. Ancak öldürüldüğü iddia edilen ikinci "teröristin" aslında depoda çalışan sivil genç Muhammed Hêmin olduğu ortaya çıktı.
Kerkük İl Meclisi üyeleri, güvenlik güçlerinin cinayeti örtbas etmek ve genci IŞİD militanı gibi göstermek için cansız bedeninin cebine sahte kimlik koymaya çalıştığını iddia etti.
"Yerel yönetimden habersiz baskın yapıldı"
Faciaya ilişkin en sert tepkilerden biri yerel mülki amirlerden geldi. Pirde Nahiyesi Müdürü Abdulmuttalib Necmeddin, operasyonun tamamen gayriresmi ve başına buyruk yapıldığını vurguladı:
"Bu güç kimseden izin almadan, hiçbir birime haber vermeden ilçeye girdi. Ben bu nahiyenin idari ve güvenlik amiriyim; bana dahi tek bir kelime edilmedi. Yerel polisimizin, asayişimizin haberi yoktu. Yolları kestiler, şehrin göbeğinde doçkalarla ateş açtılar ve bir evladımız şehit düştü."
Murad Zana’nın amcası ise cenazede, "Bunca zırhlı araçla bir kenti basıp dükkanı doçkayla taramak ne demek? O masum çocuğun ne günahı vardı?" diyerek feryat etti.
Cenazenin teslim edilmesinin ardından Kerkük İl Meclisi’ndeki Kürt fraksiyonları birleşerek ortak tavır aldı.
“Tarafsız bir soruşturma komisyonu derhal kurulmalı”
KDP Grup Başkanı Hasan Şeyhani yaptığı açıklamada, "İstihbaratınız varsa operasyonu dükkanın dışında yapmalıydınız. Kısa sürede iki Kürt gencimiz kurban edildi. Ölen gencimiz 6 kız kardeşi olan tek erkek evlattı. Tarafsız bir soruşturma komisyonu derhal kurulmalı ve failler yargılanmalıdır” dedi.
KYB Meclis Üyesi Abdullah Mirveys ise, "Hukukun yanındayız ama operasyonun bu şekilde acemice yapılmasına karşıyız. Kerkük Operasyonlar Komutanlığı bile operasyondan haberdar olmadığını söylüyor; bu vebal operasyonu yapanların boynundadır” ifadelerini kullandı.
Ahmed Kerküki: "Gençlerimizin kanını sahipsiz bırakmayacağız"
Kerkük İl Meclisi Üyesi Ahmed Kerküki, operasyonun icra ediliş biçimine ve güvenlik güçlerinin tutumuna isyan etti.
Emniyet kanadından operasyonun "bir hata sonucu sivillerin ölümüne yol açtığı" yönünde bir açıklama hazırlığı yapıldığını duyduklarını aktaran Kerküki, şu ifadeleri kullandı:
"Gençlerimizin kanını asla sahipsiz bırakmayacağız. O gencecik çocuk, dükkana alışverişe gelen kişinin IŞİD militanı olduğunu nereden bilebilirdi? Yerel yönetime, valiye veya nahiye müdürüne hiçbir bilgi vermeden çarşı ortasında doçkalarla dükkan tarandı. Şimdi emniyet güçlerinin çıkıp 'operasyonda hata yapıldı' şeklinde bir açıklama yapacağını öğreniyoruz. Açıkça söylüyoruz, Masum iki gencin can verdiği bu cinayetin üstü 'hata oldu' denilerek örtülemez."
Rebwar Taha: Terörle mücadele körü körüne ateş etmek değildir
Kerkük Vali Yardımcısı Rebwar Taha ise sivil hayatın hiçe sayıldığına dikkat çekerek merkezi hükümeti acil göreve çağırdı.
Profesyonel güvenlik güçlerinin operasyon sahasında sivilleri gözetmek zorunda olduğunu hatırlatan Taha, şu değerlendirmede bulundu:
"Terörle mücadele etmek demek, çarşı ortasında sivillerin bulunduğu bir alana körü körüne ateş açmak demek değildir. Ortada hayatını kaybeden iki sivil gencimiz var. Bu vahim tablo karşısında derhal Bağdat’tan üst düzey, tarafsız bir soruşturma heyeti kente gelmeli, olayın tüm ayrıntılarını aydınlatmalı ve sorumlular hakkında adli süreç gecikmeksizin başlatılmalıdır."
Parlamentoya taşınan fiyasko: Sorumlular mahkemeye çıkarılmalı
Irak Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komisyonu Üyesi Mazen Garib, operasyonu "Irak güvenlik tarihinin en başarısız operasyonu" olarak niteledi:
"Terörle Mücadele gibi seçkin bir birliğin böylesine şuursuzca hareket etmesi kabul edilemez. Bir aydır takip ettiğiniz iki teröristi neden kalabalık bir pazar yerinde vurdunuz? Bıraksaydınız güvenlik boşluklarındaki inlerine dönselerdi, orada imha etseydiniz. Çarşıda binlerce mermi sıktılar, insanları rastgele taradılar ve durumu kontrol edemediler. Yetmedi, öldürdükleri masum genci 'terörist' ilan ettiler. Bu operasyonda parmağı olan tüm birlik personeli derhal görevden uzaklaştırılmalı, sorgulanmalı ve askeri mahkemeye çıkarılmalıdır."
Güvenlik boşluğu ve IŞİD gerçeği
Milletvekili Mazen Garib, özellikle Karahasan, Kerkük, Musul ve Diyala sınırlarında Peşmerge ile Irak ordusu arasında kalan "güvenlik boşluklarında" IŞİD'in yuvalandığını, militanların zaman zaman şehirlere sivil kıyafetlerle "dinlenmek ve alışveriş yapmak" için indiğini belirtti.
Olayın geçmişi
27 Eylül'de Pirde ilçe merkezinde meydana gelen olayda, Irak Terörle Mücadele ekipleri takip ettikleri IŞİD militanlarının sığındığı bir ev eşyası deposunu zırhlı araçlar ve ağır makineli tüfeklerle (doçka) hedef almıştı.
Çatışmada depoda çalışan sivil gençler Murad Zana ve Muhammed Hêmin hayatını kaybetmişti. Günlerce kayıp olan Muhammed Hêmin'in cenazesinin tanınmaz halde ailesine teslim edilmesi ve güvenlik birimlerince ilk etapta "IŞİD'li" olarak lanse edilmeye çalışılması kentte büyük bir infiale neden olmuştu.



