Dünya genelinde MMA (Karma Dövüş Sanatları) arenalarında Kürdistan bayrağını dalgalandıran ve son dönemde başarılarıyla adından söz ettiren Namo Fazil, Rûdaw Sports’un konuğu oldu.
Fazil, kariyerindeki engellerden Neçirvan Barzani ile olan esprili görüşmesine, özel hayatından UFC hedeflerine kadar bilinmeyenlerini anlattı.
Rûdaw: Bugün, son birkaç gündür Kürdistan bayrağıyla dünya çapında her Kürdün sesi ve rengi olan bir şampiyonla söyleşi yapıyoruz. MMA’de Namo Fazil, Kürtlerin sesini tüm dünyaya duyurdu. Namo, Rûdaw’a hoş geldin.
Namo Fazil: Çok teşekkür ederim bu fırsat için. Desteğiniz ve ilginiz için çok minnettarım.
Rûdaw: Namo Fazil kimdir diye çok araştırdım ama hakkında çok fazla bilgi yok. Sadece Finlandiya’da doğduğunu ve ABD’nin Florida eyaletinde yaşadığını biliyoruz. Bize anlatır mısın, Namo Fazil kimdir ve bu seviyeye nasıl ulaştı?
Namo Fazil: Namo Fazil aslında çok normal ve sade bir insandır; diğer Kürtlerden hiçbir farkı yoktur. Ama hayatta büyük bir amacım vardı: Kürtleri dünyaya tanıtmak. Çocukluğumdan beri Finlandiya’daydım. Görünüşüm Finlandiyalılar gibi olmadığı için hayat bazen zordu ama çok şükür şimdi iyiyim.
Rûdaw: Aslen nerelisin? Bazıları Germiyanlı, bazıları Kelarlı olduğunuzu söylüyor?
Namo Fazil: Biz aslen Süleymaniyeliyiz, Serşeqam mahallesinden. Ama benim için bunun bir farkı yok. Benim için önemli olan Kürtlük bilincidir. Süleymaniyeli, Erbillli, Duhoklu veya Halepçeli olması fark etmez; benim için hepsi birdir.
Rûdaw: Bir şey çok dikkatimi çekti; yurt dışında büyümenize rağmen Kürtçeniz çok iyi. Bunu nasıl başardınız?
Namo Fazil: Doğrusunu istersen mahallede öğrendim. Süleymaniye’deki Rizgari mahallesinde çok kaldım. Gençken çok hareketliydim; sürekli çalışır, sürekli antrenman yapardım. İş ve hayat nedeniyle Kürdistan’da çok uzun süre kalamasam da ana dilimi çok iyi bilmem gerektiğini düşündüm; çünkü sonuçta ben bir Kürdüm.
Rûdaw: Bu sporu seçmeye nasıl karar verdin? Başlangıcın nasıl oldu?
Namo Fazil: Kickboks ile başladım. Kardeşim Şehbaz ile birlikte çocukluktan beri yapıyorduk; o zamanlar 15-16 yaşlarındaydım. Ben daha çok Avrupa’da dövüşüyordum, o ise Asya’da. Daha sonra 25 yaşımda MMA’e geçiş yaptım. O dönem Kürdistan’da bu sporu yapan çok fazla sporcu yoktu. Ben de biraz kavgacı, enerji dolu bir gençtim; bu yüzden bu spora girdim.
Rûdaw: Bu kadar yüksek bir dünya seviyesine ulaşacağını hiç hayal etmiş miydin?
Namo Fazil: Evet, daha ilk günden hedefimin UFC kemeri olduğunu söylemiştim. Başta insanlar bana pek inanmıyordu; "bu çocuk hayal görüyor" diyorlardı. Çünkü bu spor çok para, çok emek ve çok fazla acı istiyor. Birçok kez kırılıyorsunuz, canınız yanıyor. Ama ben kararlıydım.
Rûdaw: Kürdistan bayrağıyla dövüşme konusundaki bu sarsılmaz ısrarın ve Kürtlük vurgun nereden geliyor?
Namo Fazil: Çünkü ben Kürdüm ve kendi milletim için savaşmak istiyorum. Yurt dışındayken, özellikle Finlandiya ve Almanya’da kendimi "evsiz" gibi hissediyordum. Bir gün Almanya’dayken Lübnanlı bir genç bana "nerelisin" diye sordu. "Kürdistan" dedim. Bana, "Ah, siz sadece insansınız (yani statünüz/bayrağınız yok)" dedi. Bu söz kalbime bıçak gibi saplandı. İşte o gün bu bayrağı en tepeye çıkarmaya yemin ettim.
Rûdaw: Peki, bayrak açman hiç engellendi mi?
Namo Fazil: Evet, yüzlerce kez. Hatta bir keresinde Almanya’daki bir kickboks maçında, "Bu terörist bayrağıdır, içeri alamazsın" dediler. Bayrağı elimden alıp attılar. O an çok canım yandı, o acıyla baş başa kaldım. En büyük amaçlarımdan biri, tarihimizin herkesten eski olduğunu ve kadim bir halk olduğumuzu tüm dünyaya göstermekti.
Rûdaw: Eğer bir gün büyük bir maçta sadece Irak bayrağıyla dövüşmeye zorlansan kabul eder misin?
Namo Fazil: Hayır, asla. "One Championship"te benden bunu istediler. Hayır dedim; gerekirse Finlandiya bayrağıyla dövüşürüm ama Irak bayrağıyla dövüşmem. Ben Iraklı değilim, ben Kürdüm. Herkese saygı duyarım ama o bayrak bana ait değil.
Rûdaw: Kürdistan’da her düzeyde büyük bir destek görüyorsun. Bugün Kürdistan Bölgesi Başkanı Sayın Neçirvan Barzani ile görüştün. Daha önce Başbakan Barzani de seni kabul etti, Başkan Barzani seni tebrik etti. Tüm bunlar senin için ne ifade ediyor?
Namo Fazil: Gururdan boyum uzuyor. Benim için maç kazanmak güzel ama onların bu desteği her şeyden daha büyük. Sayın Neçirvan Barzani’yi gördüğümde veya diğer destekleri duyduğumda çok gururlandım. Namo’nun kim olduğu önemli değil; önemli olan yeni neslin bu desteği görmesidir. İster Çeçen’i, ister Koreliyi, ister Amerikalıyı yenmiş olayım; günün sonunda "Ülkemiz kazandı" diyoruz. Yüzler gelip geçer, asıl olan ülkenin adının öne çıkmasıdır.
Rûdaw: Başkan Neçirvan Barzani ile olan fotoğrafınızda ikiniz de çok güçlü görünüyorsunuz. Sana neler söyledi?
Namo Fazil: Beni çok tebrik etti. İçeri girdiğimde şaka yaparak, "Korumaları dışarı çıkaralım mı, bir sorunumuz var mı?" dedi. Ben de gülerek, "Vallahi sizinle asla bir sorunum olmaz ve sizinle asla dövüşmem" dedim. Benim için büyük bir onurdu. Halkım ve özellikle başkanımız için canımı vermeye hazırım. Şunu hep söylüyorum; boyun ne kadar uzun, omuzların ne kadar geniş olursa olsun, ne kadar paran olursa olsun en iyisi iyilik yapmaktır. Kötülük çok ama iyilik az; o yüzden biz iyilik yapalım.
Rûdaw: Bir sonraki adımın ne olacak? Birçok ismi yendin, en son Jake Pabian’ı... Şimdi hedefin ne?
Namo Fazil: Çok şükür, bu maçtan önce de büyük bir organizasyonda, Asya’daki "One Championship"te dövüştüm. Şimdi ise UFC’nin en büyük rakibi olan MVP organizasyonundayım. Hedefim UFC. Oraya Kürdistan bayrağıyla giden ilk Kürt olacağım ve oraya da bu bayrakla gireceğim. Kimse de bana engel olamaz; çünkü kafese girdiğinde sadece rakibin ve sen varsın. Kim kimi daha çok döverse o kazanır.
Rûdaw: Peki, UFC’de özellikle kiminle rakip olmak istersin?
Namo Fazil: Vallahi babam bile olsa fark etmez, dövüşürüm. Kim olursa olsun hedefim o kemeri kazanmak; kiminle dövüştüğüm umurumda değil.
Rûdaw: İnsanlar Nurmagomedov’un öğrencileri olarak bilinen İslam Makhachev ve Hamzat Çimayev gibi isimlerden çok bahsediyor. Onlarla dövüşmek ister misin?
Namo Fazil: Önce Hamza ile dövüşmek isterdim ama o şu an yenilmiş durumda ve durumu pek iyi değil. Ama İslam Makhachev ile dövüşmeyi çok isterim. Benim kilomda ve kemer onda; hazırım. Hatta menajerimiz bile aynı (Ali Abdülaziz). Çok şükür en iyi takıma sahibim; eşim ve arkadaşlarım yanımda. Ayrıca Kürtlerin desteği benim için çok önemli.
Rûdaw: Peki, sana sorsam; İslam Makhachev’e İngilizce olarak meydan okur musun?
Namo Fazil: "İslam Makhachev, I’m coming to you very soon. Keep that belt safe and tight for me, I promise you I will snatch it out of your hands." (İslam Makhachev, çok yakında yanına geliyorum. O kemeri benim için sıkı tut, onu ellerinden söküp alacağıma söz veriyorum.)
Rûdaw: Biraz da özel hayatına değinelim. Bir videoda steak (et) yaparken gördüm seni. Yaşam tarzın nasıl? Neler yiyip içersin, özellikle maç günlerinde?
Namo Fazil: Eşim yemekler konusunda bana çok yardımcı oluyor. Hayalim tek bir şey ve eşimi hiçbir şeye değişmem. Tek amacım sürekli dövüşmek ve halkımın ilerlemesi. Sadece sağlıklı yemekler yiyorum. Antrenörlerim bazen "biraz hayatın tadını çıkar" diyor ama balık, tavuk, yağsız pirinç ve steak dışında pek bir şey yemiyorum. Tatlıdan uzak duruyorum, eşim bu konuda beni sıkı denetliyor.
Rûdaw: Eşinden bahsettin; sürekli seninle olduğunu, videolarını ve fotoğraflarını çektiğini, sana yardım ettiğini görüyoruz. Eşin kimdir, aslen nerelidir ve nasıl tanıştınız?
Namo Fazil: Eşim Şaqllawalıdır, ismi Zebend’dir. Bir arkadaş vasıtasıyla tanıdık birbirimizi. 6 ay boyunca sadece telefonla konuştuk; çünkü ailesi biraz gelenekseldi, "bu iş olmaz" dediler. O zaman ben Tayland’daydım, o ise Amerika’da. Daha sonra memleketimiz Erbil’de buluştuk, birbirimizi yakından gördük ve nişanlandık.
Rûdaw: Onu ve ailesini ikna etmek zor olmadı mı?
Namo Fazil: Onu ikna etmek zordu ama asıl zorluk ailesindeydi. "Bu çocuk dövüşçü, dövmeleri var, tehlikelidir" diye düşündüler. Ama babası çok anlayışlı bir insandı ve ilk günden beri bana destek oldu. Daha sonra dışarıda ne kadar sakin bir insan olduğumu anladılar.
Rûdaw: Eşin, senin maç günlerinde çok "çekilmez" olduğunu söyledi. Bunun sebebi stres mi, yorgunluk mu yoksa başka bir şey mi?
Namo Fazil: Maç günü öfke beni ele geçiriyor; çünkü zihnimde iki farklı kişiliğe bürünüyorum. Çocukluğumdan beri böyleyim. İçimdeki bir taraf çok yumuşak başlı ve iyidir; ama bir tarafım var ki asla boyun eğmez, "sakın kabul etme" der. Maç yaklaştığında o sert kişilik uyanır. Kendi kendime, "Karşındaki kişi onurunu kırmak, seni yenmek ve halkını yere sermek için orada" diyorum. Eşim bana, "Canım, çok öfkelisin" diyor; haklıdır da. Ama o benim eşimden önce en yakın arkadaşımdır.
Rûdaw: Son maçında Arman ile aranızda bir gerginlik yaşandı. Üzerine yürüdün, neredeyse onu öldürecek gibiydin. Ama sonra sorunun büyümemesi için bir mesaj paylaştın. Olay neydi?
Namo Fazil: Aynı salonda çalışıyoruz. Çingenelere yönelik hakaret içerikli bir söz söylemişti. Ben de "Gel bunu yüzüme söyle, arkamdan konuşma" dedim. Daha sonra benden özür diledi ve kötü bir niyeti olmadığını söyledi. Biri benden özür dilediğinde benim için konu kapanır.
Rûdaw: İnançla aran nasıl? Sabah namazı kılarken videolarını gördük.
Namo Fazil: Son 5 yıldır Allah’a çok yakınlaştım. Her sabah namaza kalkarım, bu bana büyük bir huzur veriyor. Herkese hep şunu söylüyorum; günde sadece beş dakikanızı Allah’a ayırın, hayatınızın nasıl değiştiğini göreceksiniz.
Rûdaw: Futbolu sever misin? Dünya Kupası yaklaşıyor.
Namo Fazil: Doğrusunu istersen pek anlamam ve takip etmem. Haftada 16 kez antrenman yapıyorum; tüm odağım dövüşmek ve idman yapmak.
Rûdaw: Namo Fazil, bu güzel söyleşi için çok teşekkürler. Seni en kısa sürede UFC şampiyonluk kemeriyle görmeyi umuyoruz.
Namo Fazil: Çok teşekkür ederim, iyi günler.