Crescat Capital’in kurucusu ve CEO’su Kevin Smith, piyasalarda şaşkınlık yaratan bir tahminde bulundu. Smith, önümüzdeki dört yıl içinde, muhtemelen 2030 yılına kadar, altının ons fiyatının 20.000 dolara ulaşabileceğini belirtiyor.
1992 yılından bu yana yatırım yöneticiliği yapan Smith, bu tahminini altın fiyatını küresel para arzına, altının büyüme oranına ve ABD hisse senetlerine bağlayan iki ekonomik modele dayandırıyor.
Crescat Capital, 22 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı bir araştırmada, 20.000 dolarlık hedefe ulaşılması için iki ana senaryo ortaya koydu. Her iki yaklaşım da matematiksel açıdan mantıklı görünse de, gerçekleşmeleri küresel finansal sistemde köklü değişimlerin yaşanmasına bağlı.
Küresel para arzı: Para artışına karşı altın
Crescat’in birinci modeli, küresel likiditeyi ve para arzını dünyada mevcut bulunan altın miktarıyla karşılaştırıyor. Temel argümana göre hükümetler ve merkez bankaları para arzını sınırsız biçimde artırabilirken, dünyadaki fiziki altın miktarı son derece yavaş ve kısıtlı bir şekilde artıyor.
Crescat’e göre küresel para arzı son 22 yılda yıllık ortalama yaklaşık yüzde 7 oranında büyüdü. Bu eğilimin sürmesi ve altın üretiminin sınırlı kalmaya devam etmesi halinde, altının değeri kayda değer ölçüde artabilir.
Model, nihayetinde altının küresel likit servetin çok daha büyük bir bölümünü yansıtacak şekilde yeniden fiyatlandırılabileceğini öngörüyor. Crescat’in varsayımlarına göre bu tablo, yaklaşık dört yıl içinde altının ons fiyatını 20.000 dolar seviyesine taşıyabilir.
Bununla birlikte bu yaklaşım yalnızca bir değerleme modelidir. Merkez bankalarının resmi olarak paranın altına endeksli olduğu ve para basımı için altının karşılık kabul edildiği altın standardına geri döneceği anlamına gelmemektedir.
ABD borsa piyasasının çöküş ihtimali
Şirketin ikinci modeli ise farklı bir yaklaşım benimseyerek altın ile ABD borsasının gösterge endeksi S&P 500 arasındaki tarihsel korelasyonu inceliyor.
Bu modelde, ABD borsasının yüzde 50 oranında değer kaybettiği, buna karşın altının hisse senetlerine kıyasla hızla değer kazandığı bir senaryo ele alınıyor. Şirket, altının S&P 500 endeksine oranının 5,25 seviyesine ulaşabileceğini ve bunun da ons başına yaklaşık 20.000 dolarlık bir fiyat anlamına geleceğini varsayıyor.
Crescat bu tabloyu, krizlerin ardından altının hisse senetlerine kıyasla ciddi prim yaptığı 1929 Büyük Buhranı ve 1973 petrol krizi gibi geçmiş finansal çöküşlerle karşılaştırıyor.
Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi iki büyük şarta bağlı: ABD hisselerinde sert bir çöküş ve altının değerinde devasa bir sıçrama. Bunların hiçbiri garanti olmadığı gibi, piyasalardaki tarihsel ilişkilerin her zaman birebir tekrarlanması da gerekmiyor.
Smith koşulların neden uygun olduğunu düşünüyor?
Smith’in bu iyimser bakış açısı, küresel ekonomideki üç kritik gelişmeye dayanıyor:
1. ABD borçları ve bütçe açıkları: ABD hükümetinin hızla artan borçları ve kronikleşen bütçe açıkları, Fed’in hükümet borçlanma maliyetlerini artırmadan faizleri yüksek tutmasını zorlaştırıyor. Para politikasının faiz indirimlerine yönelmesi halinde enflasyonist baskılar, altın fiyatındaki yükselişi destekleyebilir.
2. Merkez bankalarının rekor alımları: Merkez bankaları altın rezervlerini belirgin şekilde artırdı. Crescat verilerine göre merkez bankalarının yıllık altın alımları son dört yılda ortalama 1.000 tona ulaştı. Bu, bir önceki on yılın ortalamasının yaklaşık iki katı. Bu talebin sürmesi, altın fiyatına güçlü bir taban oluşturabilir.
3. Dolardan uzaklaşma ve rezerv çeşitlendirmesi: ABD dolarının küresel rezerv para birimi olma niteliğinin uzun vadede sorgulanması, ülkeleri rezervlerini çeşitlendirmeye yöneltiyor. Altın, merkez bankalarının dolara olan bağımlılıklarını azaltmaları için en güçlü alternatiflerden biri olmayı sürdürüyor.
Smith, bu üç eğilimin birbirini besleyerek altının likit ve finansal bir varlık olarak çok daha fazla değer kazanacağı bir zemin hazırladığını savunuyor.
20 bin dolar hedefi ne kadar gerçekçi?
Ons başına yaklaşık 4.200 dolar seviyesindeyken altının 20.000 dolara ulaşabilmesi için yaklaşık yüzde 376 oranında yükselmesi gerekiyor. Dört yıl gibi kısa bir sürede bu seviyeye gelinmesi, yıllık ortalama yüzde 46’lık bir getiri anlamına gelir.
Böyle bir yükseliş, altının tarihsel performansı dikkate alındığında dahi eşi benzeri görülmemiş bir tabloyu ifade eder. Bu senaryonun gerçekleşmesi; kesintisiz para basımı, agresif yatırım talebi ve geleneksel finansal varlıklara duyulan güvende derin bir çöküşün yaşanması gibi faktörlerin birleşmesini gerektirir.
Bu sonuca zemin hazırlayabilecek üç olası senaryo şunlardır:
Aşırı para basımı: Para arzındaki kesintisiz genişlemenin merkez bankalarının alımlarıyla desteklenmesi, altını kademeli biçimde yukarı taşıyabilir.
Büyük bir finansal kriz: Borsalardaki sert bir çöküşün dolara duyulan güven kaybıyla birleşmesi, altına doğru devasa bir fon akışını tetikleyebilir.
Likidite ve jeopolitik kriz sarmalı: Yüksek enflasyon, borç yükü, jeopolitik gerilimler ve merkez bankalarının hızlı alımlarının birleşimi, altın fiyatında ani sıçramalara yol açabilir.
Buna karşılık reel faiz oranlarının artması, doların değer kazanması, enflasyonun dizginlenmesi ve güvenli liman talebinin gerilemesi, altının bu hedefe ulaşmasını geciktirebilir veya tamamen engelleyebilir.
Altın 20 bin dolara ne zaman ulaşabilir?
Crescat’in birinci modeli, küresel para arzındaki genişlemenin sürmesi şartıyla 2030 yılı civarına işaret ediyor.
İkinci model ise dört ila yedi yıllık daha uzun bir vade öngörüyor. Bu süre, borsalarda yaşanabilecek büyük bir çöküşe ve altının bu duruma vereceği tepkiye bağlı olarak değişebilir.
Ancak bunların tamamı belirli koşullara dayanan senaryolardır ve kesin birer kehanet niteliği taşımamaktadır. Olası bir küresel finans krizi süreci hızlandırabileceği gibi, güçlü ekonomik büyüme, sıkı para politikaları veya doların yeniden güç kazanması Kevin Smith’in bu cesur tahminini belirgin ölçüde öteleyebilir.



