Haber Merkezi – Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ekonominin 3 yıllık yol haritası niteliğindeki Orta Vadeli Programı açıkladı.
Program kapsamında enflasyonun 2027'de yüzde 21, 2028'de yüzde 13,5 ve 2029'da yüzde 9'a gerilemesi hedefleniyor.
Cevdet Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3'e, yıl sonu (bu yıl) enflasyon tahminini ise yüzde 28,4'e güncellediklerini bildirdi. Yılmaz, "Büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Yıl sonu enflasyon tahminimiz 28,4'e yükseldi" ifadelerini kullandı.
Enflasyonun bu yıl sonu için yüzde 16, 2027 için yüzde 9, 2028 için yüzde 8 olması öngörülmüştü. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 2026'da yüzde 3,5, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 olarak gerçekleşeceği hesaplanmıştı.
İşsizlik oranının 2026 için yüzde 8,4, 2027 yılı için yüzde 8,2 ve 2028 için yüzde 7,8 olması öngörülmüştü.
“Kamuda tasarruf başarılı oldu”
Aynı toplantıda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de "Kamuda tasarruf başarılı oldu, 484 milyar TL tasarruf yapıldı, 6 bakanlık bütçesi" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ekonominin 2027-2029 dönemi yol haritası niteliğindeki OVP'nin detaylarını Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden kamuoyuyla paylaştı. Cevdet Yılmaz'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Ortak aklı ve katılımcılığı esas alan şekilde hazırladığımız programımız politikalarımız ve tedbirlerimize yansıtılmıştır. Öngörülebilirliğin azaldığı ve risklerin tarihi yüksek seviyelere çıktığı bir dönemden geçmekteyiz. Özellikle bölgemizde yaşanan savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri yaşanmaktadır.
Geçtiğimiz yıl esas aldığımız varsayımlar, bölgemizde meydana gelen savaş başta olmak üzere hadiseler dolayısıyla güncellenmiştir. Euro bölgesi büyümesi 1,2’den 0,9’a gerilerken, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde büyüme yüzde -0,5’e kadar gerilemiştir.
Brent petrol ortalamada 89,3 dolara yükselmiştir. Küresel enflasyon tahmini yüzde 3,6’dan 4,7’ye yükselmiş durumdadır.
“Enerji ithalatı tahminimiz 71 milyar dolara yükseldi”
Büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Yılsonu enflasyon tahminimiz 28,4’e yükseldi. Enerji ithalatı tahminimiz 71 milyar dolara yükseldi. Dış ticaret açığı tahmini 105 milyar dolara çıktı. Bu güncellemeler programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir.
Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir. 2026 yılı küresel büyümenin ivme kaybettiği bir yıl olarak karşımıza çıkmaktadır. Küresel büyümenin yüzde 3,4’e yükselmesi beklenmektedir 2027’de.
En büyük ihracat pazarımız olan AB’de büyümenin 2026’da yüzde 1,2’ye gerilemesi 2027’de 1,4 seviyesine yükselmesi beklenmektedir. MENA bölgesinde 2027 yılında beklenen yüzde 7,3’lük güçlü büyüme 2026’daki sert daralmanın baz etkisi ile gerçekleşecektir. 2026 yılında ihracatçılarımızın oldukça zorlu bir dış talep ortamına rağmen başarılı performans ortaya koyduklarını belirtmek isterim. Jeopolitik risklerde yaşanan belirgin artış dikkat çekici. Risk endeksi hızlı bir şekilde yükseldi. Savaşın ardından tarihsel ortalamasının oldukça üzerine çıktı.
"KKM'den çıkış sorunsuz şekilde tamamlandı"
Geçtiğimiz yıl 2026 yılı için 63 milyar dolar olarak gördüğümüz enerji ithalatımız 71 milyar dolara güncellememizde bunlar etkili oldu.
Uyguladığımız politikalar çerçevesinde TL’ye güven artarak devam etti. TL mevduat payı yüzde 61,5 seviyesine yükseldi. KKM'den çıkış sorunsuz şekilde tamamlandı. Risk primimiz 220’nin altına inmiştir.
Kaydettiğimiz mesafenin önemli göstergelerinden biri de ihracatımızdaki olumlu seyir. Ağustos ayında 280 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2024 ağustosunda yüzde 40 olan orta yüksek teknoloji ürün payı yüzde 44,1’e ulaştı.
Enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş dış dengemizde geçici baskı oluşturdu. Cari işlemler açığının milli gelire oranı, 2025 yılında yüzde 1,6 seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılında yüzde 2,3’e yükseldi.
“Enflasyon belirgin düşüş eğilimine girmiştir”
Uzun dönem ortalaması olan yüzde 3,2’nin belirgin bir şekilde altında kaldığını mevcut seviyenin vurgulamak isterim. Yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyon belirgin düşüş eğilimine girmiştir. Geçici olarak yataylaşmıştır. Yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleşmiştir Ağustos 2026 itibarıyla. Yıl sonu yüzde 28,4 seviyesinde olmasını bekliyoruz. Savaştan doğrudan etkilenen ana kalemleri dışarıda bıraktığımızda enflasyonun aşağı yönlü olduğunu görüyoruz. Merkez Bankası'na göre savaşın enflasyon üzerindeki etkisi 7 puana yakın hesaplanmaktadır.
Tasarruf genelgesiyle, bugüne kadar 2016 harcama biriminde denetim gerçekleştirildi, genelge kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payı yüzde 4,6’dan, 2,9 seviyesine geriledi.
“Temel hedefimiz enflasyonu tek hanelere indirmek”
2026 yıl sonunda milli gelirimizin 1,8 trilyon doları aşmasını bekliyoruz. 20 bin doları aşan kişi başı milli gelirle 2026 yılında satın alma gücü anlamında 11. büyük ekonomi konumumuzu sürdüreceğiz. Önümüzdeki dönemde temel hedefimiz fiyat istikarını kalıcı hale getirerek enflasyonu tek hanelere indirmek. Enerji başta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliğimizi güçlendireceğiz. Şimdi de elde ettiğimiz kazanımların üzerine inşaa ettiğimiz OVP hedefleri, yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin 2027 yüzde 4,2, 2029’da yüzde 5 olmasını bekliyoruz. Tarımda teknoloji ve verimlilik artışı, hizmetlerde bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin öne çıkmasını sağlayacağız.
"İşsizlik beklentisi yüzde 8"
Büyüme kadar öncelikli alan istihdam. 2026'da yüzde 8,1 işsizlik beklentisi, 2027 yüzde 8, 2028'de yüzde 7,8 ve 2029'da yüzde 7,6’ya düşürme hedefimiz. Programımızın önceliği dezenflasyon sürecini kalıcı şekilde sürdürmek. Enflasyon Hedefi 2027 için yüzde 21, 2028 için yüzde 13,5 ve 2029 için yüzde 9. Cari işlemler açığı, 2027 yılı için yüzde 1,9, 2028 için yüzde 1,8, 2029 için ise yüzde 1,6 olarak bekleniyor. Bütçe açığı hedefi ise 2026'da yüzde 3,1, 2027'de ise yüzde 3,5 olarak hedefleniyor.
Deprem dolayısıyla yapılan harcamalar 5,4 trilyon TL. 104 milyar dolarlık ekstra harcama yeniden inşa edilen konut ve işyerleriyle yenilenen kamu altyapısı için kullanıldı. Hak sahipleri için toplam 455 bin bağımsız konutun inşası tamamlandı. 2027’de de deprem ile ilgili kaynak ayırıyoruz. Gelecek yıl bu harcama 10 milyar dolara düşecek.
Kamu borcunun milli gelire oranı, Türkiye’de yüzde 20 seviyesinde gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 100’ün üzerindedir.
“250 milyar TL ilave kredi desteği sağlayacağız”
Program süresince 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının yüzde 8’in altına gerilemesini öngörüyoruz. Milli gelirimizi 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatımızı 450 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz. Büyümenin yalnızca hızına değil kalitesine odaklanacağız. İmalat sanayimizin üretim ve ihracat kapasitesinin korunması ve güçlendirmesi en önemli adım. Enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarını da yaygınlaştıracağız. Bugün dünyanın önde gelen sanayi ekonomileri de zorlu dönemden geçmektedir. Üretim kapasitesinin korunması stratejik öncelik haline gelmiştir. İmalat sanayisi güçlendirme programını da hayata geçiriyoruz.
Finansmana erişimi kolaylaştıracağız. 250 milyar TL ilave kredi desteği sağlayacağız. Orta yüksek ve yüksek teknoloji yatırımlarına yönelik 750 milyar TL’lik kredileri kullandırmaya devam edeceğiz.
İstihdamı koruyan işletmelerine destek vermeyi sürdüreceğiz. İhracatta yeni pazarlara erişimi güçlendirecek, Eximbank desteklerini güçlendireceğiz. Tarımsal üretimde verimliliği arıtrarak maliyet baskısını azaltarak gıda fiyatlarındaki oynaklığı azaltmayı hedefliyoruz. Yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansmana erişim koşullarını destekleyeceğiz.
“Köprüler üzerinde demiryolu bağlantısı gibi stratejik hatlara ulaşacağız”
Dijital TL’nin kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. TL tasarruf ve yatırım araçlarını çeşitlendireceğiz. Dış ticarette önceliğimiz rekabet gücünü daha da artırmak. İhracatımızda yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin payını artıracağız. Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde, köprüler üzerinde demiryolu bağlantısı gibi stratejik hatlara ulaşacağız.
Bakan Şimşek: Kamuda 484 milyar TL tasarruf edildi
Soru-cevap bölümünde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek soruları cevapladı. Kamuda tasarrufubn arttığını ifade eden Şimşek şu ifadeleri kullandı:
“Kamuda tasarrufta yatırımların milli gelir içerisindeki payında bir düşüş yok, tam aksine milli gelire oranla kamu yatırımları oranında cüzi de olsa bir artış söz konusu. Tasarrufu yatırımları azaltarak yapıyorsunuz ifadesi gerçeklerle uyuşmuyor. Tasarruf genelgesi yayınlandı. Çok güçlü bir izleme, denetleme ve yaptırım uygulaması ortaya koyuldu. Çok güçlü bir fonksiyonla sonuç alıyoruz. Kamu taşıtları, kamu binaları, enerji, su, ulaşım, iletişim giderleri var burada… Genelgeden önceki 10 yılda bütçe içerisindeki bu kalemlerin payı yüzde 4,6’ydı, yüzde 2,9’a indi. 484 milyar TL tasarruf edildi.
“Büyük şirketlerde denetim oranını 3’e katladık”
Kamuda taşıt kullanımı, 2025 yılında sözleşmesi sona eren kiralık araçlarda, yeniden kiralanan taşıtları yüzde 21 düşürdük. Hizmet bina yapımlarını gözden geçirdik yatırımlar konusunda. Özellikle enerji ve su kullanımında ciddi tedbirler aldık. Kayıt dışılıkla mücadele konusunda ise gönüllü uyumu önceliklendiriyoruz. Tespitlerimizde mükellefe 'git düzelt' diyoruz. Vergi denetim kurumu yeni ilkeler ortaya koydu, önceden büyük veri analitiğini kullanarak mükelleflerimizin temsilcileriyle paylaşıp biz denetlemeden önce düzeltmek isterseniz siz düzeltin diyoruz.
Büyük şirketlerde denetim oranını 3’e katladık. Küçük ölçekli şirketlerde ise denetim oranı geriledi. Burada büyüklere bir yoğunlaşma var. Vergi gelirlerinin milli gelire oranı 2026’da yüzde 17’nin üzerine çıktı 2027’de yüzde 17,9 tahmin ediyoruz.
“Ekonomide şoklara karşı dayanıklılığımızda ciddi bir artış var”
Programlar küresel konjonktürle ilişkilidir. Dünyada çoklu şoklar yaşandı. Zor bir coğrafyada, belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Bunları bahane olarak sunmuyorum size. Önceki dönemlere göre daha zorlu bir süreçle karşı karşıyayız. Bu programın en önemli getirisi öngörülebilirliktir. Hedefler tartışılabilir ancak OVP’ler öngörülebilirliği artırdı. Ekonomide bu zor coğrafyada hakikaten şoklara karşı dayanıklılığımızda ciddi bir artış var. OVP’nin çok güçlü bir siyasi idareyle sahiplenilmesi değerli. Enflasyon kontrolden çıkabilirdi çıkmadı. Arzuladığımız noktada tabii ki değiliz. Ataleti muhtemelen düşük ölçtük. Ancak deprem yaşanmış, KKM’nin doğurduğu sonuçlar var… Ancak bütün bunlara rağmen Türkiye’nin kırılganlığının azaldığını gördük. KKM önemli koşullu yükümlülüktü. Oradan çıkış da çok önemliydi. Bütün bu koşullara rağmen TL’ye güven çok önemliydi.
“Bu sene 244 milyar TL çiftçimize faiz sübvansiyonu vermişiz”
İhracat kredilerinin toplamdaki oranı yüzde 12’lere çıkmış durumda. Enflasyonun 2 kat artmadığı dönemde reeskont kredilerini 17 kat artırdık biz. Üretimi ve ihracatı önemseyerek bunları yaptık.
Bu sene 244 milyar TL çiftçimize faiz sübvansiyonu vermişiz. Benzer şekilde esnafımıza da, 2025 yılında 258 bin esnafımız bu kredilerden yararlanmış. Biz sanayicimizin, üreten kesimin yanındayız. Desteklemeye devam edeceğiz."


