İstanbul (Rûdaw) - Sosyolog ve yazar İsmail Beşikci’nin 1987-2026 yılları arasında gazete, dergi, televizyon ve dijital mecralara verdiği röportajlar, “Vicdanın Sesi” başlığıyla iki ciltlik bir eserde bir araya getirildi.
Toplam 992 sayfadan oluşan çalışma, Beşikci’nin Kürt sorunu ve resmi ideolojiye yönelik eleştirilerinin yanı sıra düşünsel çizgisini de ortaya koyuyor.
Kitap, İsmail Beşikci Vakfı (İBV) Yayınları tarafından iki cilt halinde yayımlandı.
İbrahim Gürbüz ve Nihat Gültekin’in yayına hazırladığı “Vicdanın Sesi” adlı eser, Beşikci’nin 1987’den 2026’ya kadar verdiği röportajları kronolojik bir bütünlük içinde okura sunuyor.
İki ciltte 40 yıllık düşünsel birikim
Toplam 992 sayfadan oluşan çalışmanın ilk cildi 1987-1998 yılları arasındaki röportajları, ikinci cildi ise 2000-2026 dönemini kapsıyor.
Derlemede, önemli bir bölümü arşivlerde veya sınırlı sayıda basılan yayınlarda kalmış röportajlar yeniden gün yüzüne çıkarılıyor.
Eser, Beşikci’nin Kürt sorunu, resmi ideoloji eleştirisi, üniversitelerin rolü ve aydınların toplumsal sorumluluğu gibi konulardaki görüşlerini yıllar içindeki gelişimiyle birlikte ortaya koyuyor.
Beşikci’nin düşünsel çizgisine ışık tutuyor
Kitabın arka kapağında yer alan tanıtım yazısında İbrahim Gürbüz, çalışmanın amacının yalnızca farklı mecralarda yayımlanmış röportajları bir araya getirmek olmadığını belirtiyor.
Gürbüz, derlemenin aynı zamanda Beşikci’nin 1960’ların başında şekillenen ve bugüne kadar koruduğu temel düşünsel yaklaşımının gelişimini ve sürekliliğini görünür kılmayı hedeflediğini ifade ediyor.
Tanıtım yazısında Beşikci’nin Kürdistan’ı, klasik bir sömürge statüsünün dahi gerisinde, haklarından yoksun bırakılmış “devletler arası bir sömürge” olarak tanımlayan tespitlerine dikkat çekiliyor.
Beşikci’nin Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkına ilişkin görüşlerinde yıllar boyunca koruduğu tutarlılık da eserin öne çıkardığı başlıklar arasında yer alıyor.
Araştırmacılar için başvuru kaynağı
“Vicdanın Sesi I-II”, yakın tarihin siyasal ve düşünsel hafızasını birinci elden aktaran bir derleme niteliği taşıyor.
İsmail Beşikci’nin yaklaşık 40 yıllık röportajlarını bir araya getiren eser, Kürt sorunu, Türkiye’nin resmi ideolojisi ve Beşikci’nin düşünsel dünyası üzerine çalışan araştırmacılar ve okurlar için önemli bir başvuru kaynağı olarak öne çıkıyor.



