Erbil (Rûdaw) - Diyarbakırlı müzikolog Veysi Varlı, Kürt müziği üzerine yürüttüğü araştırmada incelediği 28 bin eserden 4 bin 971’inin Türkçeleştirilerek kaynak belirtilmeden yayımlandığını tespit etti. Varlı, özellikle Kürtçe şarkıların melodilerinin alındığını, eserlerin farklı dillerde yeniden seslendirildiğini ve birçok parçanın kökeninin belirtilmediğini söyledi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinden olan müzikolog Veysi Varlı, Kürt müziğinin tarihini ve eserlerin kökenlerini araştırarak yıllardır arşiv çalışmaları yürütüyor.
1975’te Kürtçe müzikle ilgilenmeye başlayan Varlı, 1977’de Dilgeş ve Brader ile birlikte Dengê Şoreş grubunda yer aldı.
Bugüne kadar 100’den fazla şarkı sözü yazan Varlı, 1988’den sonra şarkıcılığı bırakarak kendisini “Kürt müziği nedir?” sorusuna yanıt aramaya adadı.
Rûdaw TV’de Hêvidar Zana’nın sunduğu bültele konuk olan Varlı, yıllar süren araştırmalarında 28 bin şarkıyı incelediğini ve bunlardan 4 bin 971’inin Türkleştirildiğini belirtti.
“Müziğin ruhunu veren ritimler aynı”
Araştırmaya nasıl başladığını anlatan Varlı, bir düğünde Kürtçe söylediği bir şarkının başka bir dilde de seslendirildiğini fark etmesinin kendisini bu alana yönelttiğini söyledi.
Varlı, “O dönem ‘Kürt müziği nedir?’ diye düşünmeye başladım. Temburu ve şarkı söylemeyi bırakarak Kürt müziği üzerine araştırmalara yöneldim. 1988’den beri bu çalışma üzerinde uğraşıyorum” dedi.
Araştırmaları sırasında özellikle halay, ağıt, savaş ve çalışma ritimleri üzerine yoğunlaştığını belirten Varlı, bazı Kürtçe eserlerin melodilerinin Türkçe sözlerle seslendirildiğini gördüğünü ifade etti.
Varlı, “Müziğe ruh veren unsurlar; çalışma, ağıt, savaş ve bedenin hareketine eşlik eden ritimlerdir. Kürtçe ve Türkçe söylenen bazı eserlerde melodiler aynı, ancak sözler farklı. Bu durum dikkatimi çekti” diye konuştu.
Eserlerin izini arşivlerde sürdü
Varlı, araştırması kapsamında eserleri farklı arşivlerde taradığını, bazı şarkıların ise resmî kayıtlarda bulunmadığını söyledi. Bu tür eserleri, kasetler, albümler ve kişisel arşivler üzerinden takip ettiğini belirtti.
Bazı Kürtçe eserlerin Türkçe sözlerle yeniden kaydedildiğini anlatan Varlı, kimi eserlerin başka dillerde de seslendirildiğini ve orijinal kaynaklarının belirtilmediğini kaydetti.
Müzikolog, özellikle Diyarbakır, Urfa, Antep, Maraş ve Dersim yörelerine ait eserlerin farklı isimlerle kayda geçirildiğini belirterek, bazı şarkıların Kerkük türküsü olarak da tanıtıldığını söyledi.
Varlı, Celal Güzelses’in repertuvarında yer alan bazı eserlerin de Kürtçe kökenli olduğunu söyledi. Ünlü Kürt sanatçı Hasan Zirek’in eserleri dahil bazı şarkıların Kerkük türküleri adıyla Türkçeleştirildiğini belirtti.
“Sorun yalnızca Türkçe değil, kaynak gösterilmemesi”
Varlı, meselenin yalnızca Kürtçe eserlerin Türkçe söylenmesi olmadığını, eserlerin kime ait olduğunun ve hangi kültürden geldiğinin belirtilmemesi olduğunu vurguladı.
Kürtçe melodilerin Süryanice, Ermenice, Arapça ve Farsça sözlerle de seslendirildiğini belirten Varlı, bir eserin farklı dillerde yorumlanmasıyla kökeninin gizlenmesinin birbirinden ayrı konular olduğunu vurguladı.
Varlı, bir şarkının Kürt müziğine ait olduğunun ritim, ezgi, ölçü ve dans biçimleri üzerinden anlaşılabileceğini belirterek, “Bir eserin Kürt müziğine ait olduğunu ortaya koymak mümkün. Ancak eserin kime ait olduğunu kanıtlamak çok daha zor” dedi.
Telif haklarını geri almak zor
Kürt sanatçılara ait eserlerin izinsiz kullanılması durumunda telif haklarının nasıl geri alınabileceği sorusuna da yanıt veren Varlı, Türkiye’de müzik meslek birliklerinin bulunduğunu ancak eski eserlerin sahipliğini kanıtlamanın güç olduğunu söyledi.
Varlı, “Bir eser yıllar içinde anonimleştiğinde ve halk müziğinin parçası haline geldiğinde, kime ait olduğunu ispatlamak zorlaşıyor. Bu nedenle bilimsel araştırma ve arşiv çalışmaları büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
DEM Parti milletvekillerinin konunun araştırılması ve hakların iadesi amacıyla parlamentoda bir komisyon kurulmasına yönelik girişimlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Varlı, sonuç alınması konusunda temkinli olduğunu belirtti.
Varlı, böyle bir çalışmanın sonuç verebilmesi için müzik tarihi ve arşivcilik konusunda uzman kişilerden oluşan bir komisyonun kurulması gerektiğini söyledi.
.jpg&w=3840&q=75)

