Haber Merkezi - Kürt sinemasının öncü ve yaratıcı ismi, dünyaca ünlü sinema oyuncusu, yönetmen ve senarist Yılmaz Güney 42 yıl önce bugün Fransa’da hayata veda etti.
Cannes Film Festivali’nde verilen Altın Palmiye ödülü başta olmak üzere eserleriyle pek çok ödül alan "Çirkin Kral" lakaplı Yılmaz Güney, 114 filmde oyuncu, 26 filmde yönetmen, 15 filmde yapımcı, 64 filmde senarist olarak yer aldı.
Yılmaz Güney 9 Eylül 1984’te Fransa’nın başkenti Paris’te aramızdan ayrıldı.
1982 yılında Yol filmiyle, Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanan Yılmaz Güney, senarist ve yönetmen kimliğinin yanı sıra oyunculuğu ile de başarılar kazandı.
“Yol”, “Sürü” ve “Umutsuzlar” gibi filmleriyle hafızlara kazınan Güney ayrıca 1981 yapımı olan Yol’un kurgusunu da yapmıştır.
Siverekli baba ile Vartolu annenin çocuğu
Yılmaz Güney 1937 yılında Siverekli bir baba ve Muş-Vartolu bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunu Adana’da geçiren Güney, Siverek’in Desman köyündendir.
Yılmaz Güney sinema hayatına, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı “Bu Vatanın Çocukları” ve “Alageyik” isimli filmlerle başladı.
Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılandı ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasını yatmak üzere tutuklandı.
Hapishaneden çıktıktan sonra kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çekti. Filmlerinde yoksulları ve yoksulların isyanını anlattı. Bu japsamdaki önemli çalışmalarından birisi, Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı “Hudutların Kanunu”dur.
Cezaevi ve firari yılları
Yılmaz Güney, 1971 yılında Mahir Çayan ve arkadaşlarını sakladığı gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkum edildi. Güney, içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanatla ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınladı.
1974'te cezaevinden çıkan Yılmaz Güney aynı yıl “Arkadaş” filmini çekti. Yine aynı yıl “Endişe” adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürmek suçlamasıyla tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevi’nden yurtdışına firar etti. Fransa'ya giden Yılmaz Güney yaşamını orada geçirdi.
26 Ekim 1982'de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı.
Cezaevindeyken de sinemayla bağlantısı devam etti. Bu dönemde yazdığı “Sürü” ve “Yol” filmleri ve Zeki Ökten ve Şerif Gören tarafından çekildi. Cezaevindeyken “Güney” adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı.
“Yol” filminin kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali’nde ödül aldı. Avrupa’ya gittikten sonra Fransa’da “Duvar” filmini çekti. Güney'in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde tanıklık ettiği, çocuk koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan isyanın sinemaya aktarıldığı “Duvar” Güney’in son filmi oldu.
Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, yalandığı mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984'te yaşamını yitirdi. Mezarı Paris'te bulunan Père Lachaise Mezarlığı'nda 62. kısımda bulunmaktadır.
Altın Koza Film Festivali'nde 4 ayrı dalda 12 ödül alarak rekor kıran Güney'in bu başarısı halen geçilemiyor.
Tarihi 1984 Newroz konuşması: Kazanacağız mutlaka kazanacağız
Yılmaz Güney, 1984 yılında Paris’te düzenlenen Newroz programında yaptığı şu etkili konuşma ile Kürt halkının hafızasında yer aldı:
“Bir sömürge ülkenin çocukları değil, bağımsız birleşik özgür bir Kürt ülkesinin, Kürdistan’ın çocukları olmak istiyoruz. Biz, kendi toprağımızda, kendi dilimizde aşk ve özgürlük türküleri söylemek istiyoruz. Biz, kendi dünyamızı, kendi toprağımızı kendi ellerimizle yoğurmak ve yeniden kurmak istiyoruz. Biz, kendi ülkemizde, kendi bayrağımız altında, özgür ve bağımsız yaşamak istiyoruz. Kazanacağız mutlaka kazanacağız.”
Röportajı 37 yıl sonra çıktı
Kürt sinemacı Yılmaz Güney ile 1982 yılında yapılan röportajın bir bölümü 37 yıl sonra, 2019’da ortaya çıktı.
Belgesel yapımcısı Süleyman Özdemir’in arşivinden çıkan kayıtta, Yılmaz Güney, “Yol” filmi ile Kürt sorunu üzerine değerlendirmelerde bulunuyor.
Roportaj, Belçika devlet televizyonu için sinema, siyaset ve kadın üzerine röportaj yapan gazeteci Nazım Alfatlı’nın 30 dakikalık röportajına ait. Röportajın 20 dakikalık bölümü o dönem bir belgesele konu edilerek yayınlanmıştı.
Röportajın 2019’a kadar yayımlanmayan diğer 10 dakikalık kısmı ise, Brüksel’de yaşayan belgesel yapımcısı Süleyman Özdemir’in kişisel arşivinden çıktı.
Güney, Türkiye’de 19 yıl boyunca yasaklı kalan, izleyenlere dahi cezaların verildiği en cesur yapıtlarından biri olarak bilinen “Yol” filminde Kürt sorunu ve kadın sorununu işliyor.
Yılmaz Güney, film yapmanın kendisi için “mücadelenin, direnmenin, başkaldırmanın aracı” olduğunu söylüyor.
Ölümünden sonra kurulan “Yılmaz Güney Vakfı” eşi Fatoş Güney öncülüğünde eserlerini korumaya ve yayınlamaya yönelik çalışmalar yürütüyor.


