Erbil (Rûdaw) - Norveç'te yaşayan Kürt yönetmen Zagros Çetinkaya’nın imzasını taşıyan "Yek Deng" adlı kısa film, Kobani direnişini ve bir diaspora Kürdünün içsel yolculuğunu konu alan hikayesiyle uluslararası arenada büyük ilgi görüyor. Bugüne kadar altı farklı uluslararası festivalde gösterilen film, Londra’da düzenlenen bir festivalde "En İyi Drama" ödülüne layık görüldü.
Filmin doğuş sürecini Rûdaw’a anlatan Zagros Çetinkaya, İskandinavya’nın konforu ile Kürtlerin yaşadığı trajediler arasındaki tezata dikkat çekti:
"İskandinavya doğasıyla ne kadar güzelse, oradaki Kürtler için yalnızlığıyla da bir o kadar cehennem gibidir. 2016 yılı bizim için büyük acıların yılıydı; Rojava’da, Kobani’de, Şeyh Maksut’ta halkımız büyük bedeller ödüyordu. Ben de bir sanatçı olarak bu acıyı ve hislerimi nasıl dışa vurabilirim diye düşündüm ve 'Yek Deng' böyle doğdu."
Kobani’den Norveç zirvelerine: İbrahim’in hikayesi
Filmin başrolünde, gerçek hayatta da Kobanili olan İbrahim adlı bir genç yer alıyor.
Senaryoya göre İbrahim, memleketindeki ailesiyle iletişim kurmakta zorlanıyor. İnternet ve telefon kesintileri nedeniyle sesini duyuramayınca, Norveç'in karlı dağlarının zirvesine çıkarak bir ateş yakıyor.
Çetinkaya, bu sahnenin anlamını şu sözlerle ifade etti:
"İbrahim zirvede o ateşi yaktığında, aslında bir mesaj veriyor. Dağın öbür yanındaki kardeşi o ateşi gördüğünde, 'Biz iyiz, hayattayız' mesajını alıyor. Bu ateş, hem bir haberleşme yöntemi hem de bir direniş sembolü."
Sınırsız bir dayanışma ruhu
Filmin çekimlerinde klasik yöntemlerin dışına çıktıklarını ve teknik bir ekip ruhuyla hareket ettiklerini belirten Çetinkaya, müziğinden senaryosuna kadar her aşamada kolektif bir emek olduğunu vurguladı.
Filmin müziklerini Hozan Vezir üstlenirken, çekimler zorlu Norveç kışında gerçekleştirildi.
"Kürtler kendi hikayelerini anlatmalı"
Çetinkaya, Kürt sanatçıların kendi tarihlerini ve acılarını sinema yoluyla dünyaya duyurması gerektiğini söyledi.
"Yek Deng", sadece altı uluslararası festivalde gösterilmekle kalmadı, aynı zamanda sinema eleştirmenlerinden de tam not aldı.
Film, bir yandan Kobani’deki savaşa dikkat çekerken, diğer yandan Avrupa’da yaşayan Kürtlerin memleketlerine olan kopmaz bağlarını ve duydukları derin özlemi beyaz perdeye yansıtıyor.


.webp&w=3840&q=75)