Haber Merkezi - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’de yaşanan "mutlak butlan" kararı sonrası tırmanan iç krizi ve Özgür Özel’i değerlendirdi. Türkgün Gazetesi’ne verdiği mülakatta, CHP içindeki gelişmeleri "yeni bir parti kuruluşunun hazırlık safhası" olarak nitelendiren Bahçeli, Özgür Özel’in siyaset tarzını "ergen devrimciliği" olarak tanımladı.
Özgür Özel’in Anıtkabir ve TBMM yürüyüşlerini, milli değerlerin istismarı olarak yorumlayan Bahçeli, CHP’deki liderlik tartışmalarına dair şu ağır eleştirilerde bulundu:
“Özgür Özel, ayrıştırıcı dil ve üslubuyla, Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına mugayir hareketleriyle ve saatlerce sufle aldığı odaklardan gelen istekleri sorgusuz uygulama iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi ne Atatürk’ün mirasçısı ne de Türk gençliğinin lideri olma potansiyeline sahiptir. Bir dönem yönettiği CHP’de ortaya çıkan ve her biri ahlak ve etik sorunu olan meselelere karşı güçlü bir şekilde tavır almaktan imtina eden, partisine yönelik iddiaların üzerine gitmektense üstünü örtmeyi yeğleyen birisi, Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz. Devlet adabından, CHP’nin tarihi ve kurumsal kimliğinden kopuk, Türk siyasi hayatının hafızasını doğru okuyamayan ve Türk milletini politik ajandasındaki gündem maddeleri doğrultusunda provoke eden görünüşte 'ergen devrimciliği' ne CHP ne de Türkiye için sorumlu bir siyaset anlayışını barındırmamaktadır."
“Fiziki mücadele” çağrılarına sert tepki
Bahçeli, CHP yönetiminin ve Özgür Özel ekibinin "fiziki mücadele" ve "sokak" vurgulu açıklamalarının kamu güvenliğini tehdit ettiğini belirterek şu soruları sordu:
“30 Mayıs Perşembe günü Ankara İl başkanlığı önünde yaptığı açık hava toplantısında, 'canımızı ortaya koymaya, fiziki mücadeleye var mısınız' diyerek meseleyi yeni bir boyuta taşımış, oradan da Anıtkabir’e yürümüştür. Ancak Gazi’nin huzurunda yaşanan görüntü hoş olmamış, Anıtkabir’in mehabetine uygun düşmemiştir. 31 Mayıs günü de CHP Sözcüsü Zeynel Emre'nin 'Her türlü siyasi, hukuki ve fiziki mücadeleyi vereceğiz' diyerek bu kavramı tekrarlaması, Gezi Parkı olaylarının yıl dönümüne rastlaması açısından manidardır. İlk defa ve dikkat çekici bir vurguyla servis edilen 'fiziki mücadele' ne anlama gelmektedir? Bu şekilde kimlere ne mesaj verilmeye çalışılmaktadır? Bu bir hazırlığın işareti midir? Toplumda meşru hukuk yollarından sonuç alınmadığı algısı oluşturularak partililerin kışkırtılması kamu güvenliğini de tehdit eden bir tablo ortaya çıkarabilecektir."
Kılıçdaroğlu’na "arınma" desteği, Özel’e "operasyon" suçlaması
Kemal Kılıçdaroğlu’nun “parti içindeki yolsuzluk ve ahlaksızlıklarla mücadele ederek bir arınma süreci başlatma iradesini” ortaya koyduğunu belirten Bahçeli, Özgür Özel’in bu süreci sabote ettiğini savundu:
“Özgür Özel’in nümayiş siyaseti aynı zamanda CHP teşkilatları arasında safları sıkı tutma gayretinin iz düşümüdür. Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK Parti’nin CHP’ye yönelik operasyonlarının taşeronu ilan edilmesiyle Genel Merkez lehine teşkilatlardan saf değiştirecek olanlara gözdağı verilmesi amaçlanmaktadır. Dolayısıyla Özel’in paralel liderliğinde Kemal Kılıçdaroğlu üzerinde baskı kurulması ve Kılıçdaroğlu’nun arınma siyasetinin teşkilatlardaki ve toplumdaki olumlu karşılığının engellenmesi hedeflenmektedir. CHP’de arınma sürecine dayanan gayrı ahlaki ve yolsuzluk dosyalarının gün yüzüne çıkmasıyla teşkilatlarda kendisine yönelik desteğin azalması tehlikesine karşı, kendisinden olmayan herkesi peşinen iktidar işbirlikçisi ve hain olarak damgalamak Özel’in sorunlu siyaset anlayışının bir yansımasıdır."
“Nifak ittifakına dönüştürebilecek”
Bahçeli, İmamoğlu ve Özel ikilisinin CHP’den koparak yeni bir yapı kurma hazırlığında olduğunu, bu süreçte marjinal gruplar ve diğer muhalefet partileriyle bir "nifak ittifakı" kurmaya çalıştıklarını iddia etti:
“Silivri’de saatler süren müzakere ve oradan servis edilen açıklamalardan Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in olası yeni parti senaryosunu üç sacayağına oturtabilecekleri anlaşılmaktadır. Özel’in sokak mitingleri ve nümayişleri de 'CHP’yi iktidar işgalinden geri alma gayreti' mizanseniyle toplumsal muhalefete yönelik 'son umut, direnen lider' piar çalışmalarının bir ürünüdür. Özel’in yaptığı mitinglerde marjinal sol grup oluşumlarının yer alması, zafer işareti ile bozkurt işareti yapanların aynı karede servis edilmesi, Özel’i toplumsal muhalefetin doğal lideri olarak lanse etme amacının parçasıdır. Özellikle İP Genel Başkanının Kemal Kılıçdaroğlu’nu muhatap almayacağını açıklaması, CHP’de parti içi muhalefetle başlayan süreci Türk siyasetinde bir nifak ittifakına dönüştürebilecektir."
“Süreci sabote etme” vurgusu
MHP lideri Bahçeli, son olarak Yargıtay'ın itiraz kararını bir an önce vermesi gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
"Siyasi partilerin parçalanarak, ufalanarak siyaset üretme fonksiyonlarını kaybetmelerini istemiyoruz. CHP’deki karışıklığı, siyasetteki kurumsallaşmaya vereceği zarar ve demokratik siyasi kültürün gelişmesine sekte vurucu olması açısından değerlendiriyoruz. Bu gibi toplumsal olayları tetikleyici, kaos ve kargaşaya davetiye çıkarıcı fiil ve eylemleri Türkiye’nin huzurunu ve istikrarını tehlikeye sokucu davranışlar olarak görüyoruz. Yaşananların demokratik tepki hakkını aşan bir noktaya evrilmesinden endişe duyuyoruz. Konunun CHP’nin kendi iç meselesi olmaktan çıkarılarak sokaklara taşınma, istismar edilerek toplumsal olaylara zemin hazırlama girişimlerini çok tehlikeli buluyoruz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma yolunda alınan mesafeyi sabote etmeye, tesis edilen barış, huzur ve istikrarı zehirlemeye dönük bir unsur olarak değerlendiriyoruz…
“Türkiye’yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir”
Bu doğrultuda, CHP'nin rotasını, uluslararası bağlantı ve etkilenme alanı defalarca aşikar olmuş kişiler belirlememeli buna sağduyulu CHP’liler izin vermemelidir. Hukuki sürecin kabul edilmemesi parti için fiili siyasi bir parçalanmışlığı doğurmuştur. Ancak hukuki süreç işleyecek, kurultay yenilenecek ve hukuka uygun bir biçimde CHP kaderini belirleyecektir. Bu nedenle CHP’liler FETÖ artıklarından ve sokaktan medet uman bir anlayıştan kati surette uzak durmalı, CHP'nin iç karışıklıklarını Türkiye sathına taşımayı akıllarından bile geçirmemelidir. 2 Haziran 2026 tarihli Meclis Grup toplantısında işaret ettiğim gibi tekraren Herkesi uyarıyorum: Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir.
“Yargıtay itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir”
Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. TBMM’nin insicamını bozmaya, hukuku hiçe saymaya ve kanunsuzluğa dönüşmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir.”

